Haberler :
"İçerdeki Çocuklara" Anaokulu -- "Anneleri cezaevinde olduğu için, parmaklıklar arasında yaşamak ..."
Anaokulu Döneminde Konuşma Yeteneği -- "Ana kucağından ilk defa ayrılmak, yeni ve bilmediği bir ortama uyum ..."
Anne, Baba ve Çocuklar Akıllı Telefon ve Tablet Uygulamasında Buluşuyor -- "Android ve iOS işletim sistemli akıllı telefon ve tablet ..."
Anneler Gününün Tarihçesi -- "Anneler günü, bizleri dokuz ay karnında taşıyan ve belki de ölene ..."
Devletten Yeni Kürtaj Kararı! -- "Tür­ki­ye­’de ya­sak­la­nıp ..."
Dikkat! Bebeğiniz Beyin Felci Olmasın -- "Beyin felci; anne karnında, doğumda veya doğumdan sonraki erken ..."
Edebiyatla Yemek İç İçe -- "Bursa’nın yöresel lezzetlerini şık restoran konseptleri ile ..."
Eşten Organ Nakline İki Yıl Evlilik Şartı -- "Sağlık Bakanlığı, eşler arasında organ nakli için en az iki yıl ..."
Hasta Haklarınızı ve Sorumluluklarınızı Biliyor musunuz? -- "Hasta hakları, esas olarak insan hak ve değerlerinin sağlık ..."
Okula Başlamadan Okuma Öğrenmeli mi? -- "Okullarda her yıl daha da artan rekabet, sınavlar erken yaşta okumaya ..."
Alzheimer Hastalığının Tanısı ve Tedavisi

Alzheimer, halk arasında genel olarak "bunama" diye adlandırılan durumun en sık rastlanan nedeni ve genellikle 60 yaşından sonra ortaya çıkan ve 65 yaşın üzerinde yaklaşık her 10 kişiden birinde görü en bir hastalıktır.

Türkiye'de yaklaşık 250 bin, tüm dünyada ise 20 milyona yakın Alzheimer hastası bulunduğu tahmin edilmektedir. Hastalık kadınlarda erkeklerden biraz daha sık görülür. Alzheimer hastalığı kalıtsal bir hastalık değildir. Ancak düşük oranda ailesel bir yatkınlık olabileceği düşünülmektedir. Alzheimer Hastalığı bir ruh hastalığı değildir ama, hastalığın seyri süresince psikiyatrik bulgular eklenir bu nedenle bir psikiyatri hastası ile benzerlikleri olabilir.

Alzheimer Hastalığının Risk ve Koruyucu Faktörleri Var mıdır ?

Alzheimer Hastalığı için kesin olmamakla birlikte bazı risk faktörleri sayılabilir. Bunlar; Aile öyküsünde Alzheimer hastalığının mevcut olması, birinci derece akrabalarında Alzheimer olan kişilerin 80- 90 yaşlarına geldiklerinde yarı yarıya hastalığa yakalanma riskleri vardır.

Şu an bilindiği kadarıyla 21., 14., 1 ve muhtemelen 12. kromozomlardaki mutasyonlar Alzheimer hastalığına yol açabilirler. Otozomal dominant geçişli olan bu mutasyonlar genellikle ailevi erken başlangıçlı Alzheimer hastalığına yol açarlar. Alzheimer hastalığına yol açan mutasyonları taşıyan bazı ailelerde başlangıç yaşı ve fenotipte büyük değişiklikler gözlenmiş olması ilginç bir bulgudur. Bu bulgu çevresel faktörlerin hastalığın ortaya çıkış yaşını ve hastalığın semptom profilini etkileyebileceğini düşündürmektedir. İlerleyen yaş ise hastalık riskini en belirgin biçimde artıran faktördür.

Birçok çalışmada ciddi kafa travması öyküsünün Alzheimer hastalığı için risk faktörü olduğu gösterilmiştir. Risk faktörlerinin yanı sıra Alzheimer hastalığından koruyucu faktörlerden de söz etmek gerekir. Bunlar ApoE 2 denilen koruyucu bir genin varlığı, aspirin ve benzeri romatizma ilaçları kullanımı ve menapoz sonrası hormon tedavisidir. ApoE2 genotipi varlığında hastalık riskinin azaldığına ve başlangıç yaşının daha geç olduğuna ilişkin bildiriler vardır.

Alzheimer Hastalığının Tanısı Nasıl Konur?

Alzheimer hastalığı tanısında en önemli basamak klinik değerlendirmedir. Kesin Alzheimer teşhisi ancak beyinden alınan parçanın mikroskop altında incelenmesi ile mümkündür. Bu da hastalar hayatta iken çok nadir başvurulabilecek bir yoldur. Günümüzde Alzheimer Hastalığı tanısını kesin olarak koyduracak bir test yoktur.

Demansın varlığı kanıtlandıktan sonra, demansa neden olabilecek diğer tüm durumların olmadığının gösterilmesi gerekir. Bu nedenle; Alzheimer Hastalığı tanısı için nörolojik muayene, kan testleri, zihinsel testler, beyin görüntülemesi yapılmalıdır. Bazı durumlarda ise; EEG, SPECT, lomber ponksiyon ve psikiyatri konsültasyonu gerekebilir.

Alzheimer Hastalığının Seyri Nasıldır?

Alzheimer hastalığı, zaman içinde günlük yaşamı etkileyerek, hastayı geri dönüşsüz bir şekilde bakıma muhtaç bırakan ve unutkanlık başta olmak üzere zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan yavaş ilerleyen bir beyin hastalığıdır. Nedeni beynin belli bölgelerinde birtakım proteinlerin depolanmasıdır bunun nedeni ise henüz bilinmemektedir. Bu nedenle beyinde haberleşmeyi sağlayan sinir hücreleri hasar görür ve sinirler arasındaki iletişimi sağlayan bazı kimyasal maddelerinde üretimi azalır. Bunun sonucunda da bellek ve öğrenme gibi zihinsel beceriler geri dönüşümsüz olarak yavaş yavaş azalarak kaybolur.

Alzheimer hastalığının ilk belirtisi genellikle unutkanlıktır. Yakın zamana ait bilgileri hatırlama ya da yeni bilgiler öğrenme güçlüğü görülür. Ayrıca konuşma bozukluğu, karar verme güçlüğü, kişileri tanıyamama ya da yolunu kaybetme gibi diğer zihinsel sorunlar da baş gösterir. Alzheimer hastalarında sıklıkla davranış ve kişilik bozuklukları da izlenir. Özellikle hastalık ilerledikçe, birçok hastada depresyon, saldırganlık, huzursuzluk, hayaller görme, uyku bozuklukları ya da amaçsızca dolaşma gibi ruhsal sorunlar görülebilir.

Hasta, 5-10 yıl içerisinde ise tamamen bakıma ve hatta yatağa bağımlı hale gelir. Hastalık genel olarak 3 evrede seyreder; Birinci evrede, unutkanlık, yakın geçmişi hatırlayamama, bildiği yerleri tanımakta zorlanma, bazı kelimeleri bulamama, işine ve hobilerine karşı olan ilgisini yitirme gibi erken belirtiler verir ve genellikle hasta olduğunu kabul etmek istemez. İkinci evrede, bellek kaybı belirginleşir, yakınlarının isimlerini unutabilir, yolunu kaybedebilir, konuşma bozukluğu artar, yıkanma, giyinme gibi basit günlük işlerde yardıma ihtiyaç duyabilir ve hayaller görebilir. Üçüncü evrede ise artık aile üyelerini tanımayabilir, yemek yemede ve yürümede güçlükler başlar, idrarını ve dışkısını tutamayabilir ve ciddi davranış bozuklukları görülebilir.

Günümüzde Alzheimer hastalığını tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi maalesef yoktur, bu yüzden bu hastalığa yakalananların tedavisinde birincil hedefler, bilişsel işleyişi, duygu durum ve davranışları düzelterek yaşam kalitelerini iyileştirmek ve işlevsel performanslarını en yüksek düzeye çıkarmaktır. İlk kullanıma giren Kolinesteraz inhibitörleri adı verilen ilaçlar beyindeki sinir hücrelerinin hasarı sonucu azalmış olan asetilkolin adlı haberci madde miktarının dengelenmesine ve beyinde kullanılabilirliğini artırmasına yardım eder.

Asetilkolin dikkat ve bellek süreçlerinde özellikle önemli rol oynayan bir kimyasal habercidir. Bu nedenle zihinsel süreçlerde bir iyileşme beklenir. Klinik çalışmalarla da erken ve orta evre Alzheimer hastalarını ancak %30-40'ında bu ilaçların zihinsel işlevlerde kısmen iyileştirici ya da zihinsel yıkımı yavaşlatıcı etkisinin olduğu bildirilmiştir. Diğer bir ilaç ise glutamat adı verilen kimyasal habe-cinin aktivitesini düzenleyen memantindir. Glutamat, NMDA reseptörleri denilen hücre algılayıcılarını uyararak bilgi işleyişinde ve bellek işlevlerinde önemli rol oynadığı düşünülen, uyarıcı etkili bir maddedir. Klinik çalışmalar Memantin'in zihinsel işlevleri iyileştirmekten çok hastanın bakıma bağımlılık derecesini azalttığını ya da ilerleyişi yavaşlatabildiğim düşündürmektedir. Yukarıdaki ilaçlar tek veya birlikte kullanılır. Ayrıca bazı vitaminler, antidepresanlar, antipsikotiklerde hastalığın seyri sırasında kullanılabilir.

Normal Beyin

İlaç tedavisi, Alzheimer hastalığını tamamen durdurmaz, ancak bellek kaybı dahil, çeşitli zihinsel bozukluk belirtilerinin hafiflemesini sağlar. Böylelikle hastanın günlük yaşam aktiviteleri daha uzun süre korunur. Depresyon, huzursuzluk, uykusuzluk ya da halüsinasyonlar gibi davranış bozukluklarını tedavi etmek için de uzun zamandır kullanılmakta olan çok sayıda etkili ve güvenilir ilaç bulunmaktadır, sıklıkla karşılaşılan ve hastaların bakıcıları tarafından önemli bir sorun olan uyku bozukluklarının tedavisinde ilaçtan önce yaşam biçimine dair düzenlemelerin yapılması gereklidir.

Gündüz hastanın fazla uyutulmaması, fiziksel aktivite yapılması, yemek saatlerinin düzenli olması, gündüz açık havaya çıkmak önemli tedbirlerdir. Halüsinasyonlar, olmayan sesler duyma, görüntüler görme şeklinde olabilir. Hezeyanlar ise gerçek dışı şeylere inanmak, senaryolar yazmak, güvensizlik ve kuşku duymak şeklinde olabilir. Demanslı bir hastanın yaşam kalitesini en çok bozan ve hastalıkla baş etmeyi yakınları için en zor hale getiren belirtiler hezeyanlar, halüsinasyon ve ajitasyondur. Hasta yakınları bu durumlarla karşılaştıklarında sıklıkla ne yapacaklarını bilemezler ve hasta ile çatışmaya girebilirler. Alzheimer hastaları için ilaç tedavisinin yanı sıra özenli bir bakımın da önemi büyüktür.

Hafta Hafta Gebelik

Bebek İsimleri ve Anlamları

A B C Ç D E F
G H I İ J K L
M N O Ö P R S
Ş T U V V Y Z

yazar olun

sariyer logo

ünlülerin güzellik sırları

tüp bebek uygulamaları

En meşhur diyetler

Template Settings
Select color sample for all parameters
Red Green Olive Sienna Teal Dark_blue
Background Color
Text Color
Select menu
Google Font
Body Font-size
Body Font-family
Direction
Scroll to top