Haberler :
"İçerdeki Çocuklara" Anaokulu -- "Anneleri cezaevinde olduğu için, parmaklıklar arasında yaşamak ..."
Anaokulu Döneminde Konuşma Yeteneği -- "Ana kucağından ilk defa ayrılmak, yeni ve bilmediği bir ortama uyum ..."
Anne, Baba ve Çocuklar Akıllı Telefon ve Tablet Uygulamasında Buluşuyor -- "Android ve iOS işletim sistemli akıllı telefon ve tablet ..."
Anneler Gününün Tarihçesi -- "Anneler günü, bizleri dokuz ay karnında taşıyan ve belki de ölene ..."
Devletten Yeni Kürtaj Kararı! -- "Tür­ki­ye­’de ya­sak­la­nıp ya­sak­lan­ma­ya­ca­ğı bü­yük ..."
Dikkat! Bebeğiniz Beyin Felci Olmasın -- "Beyin felci; anne karnında, doğumda veya doğumdan sonraki erken ..."
Edebiyatla Yemek İç İçe -- "Bursa’nın yöresel lezzetlerini şık restoran konseptleri ile ..."
Eşten Organ Nakline İki Yıl Evlilik Şartı -- "Sağlık Bakanlığı, eşler arasında organ nakli için en az iki yıl ..."
Gezen Çocuk Festivali -- "İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karşıyaka Belediyesinin katkıları ile ..."
Hasta Haklarınızı ve Sorumluluklarınızı Biliyor musunuz? -- "Hasta hakları, esas olarak insan hak ve değerlerinin sağlık ..."
Bebeklerde Sık Karşılaşılan Sorunlar

Bebek vücudunda pek çok sistemin henüz yeterince olgunlaşmamış olması, bebeklerin vücut yapılarının erişkinlerden çok daha farklı olması, bebeklerde sık sık karşılaşılan sorunların nedenidir. Bu sık rastlanılan sorunlar, konak oluşumundan pamukçuğa, bebeklerin kolay kusmasından gözlerin çapaklanmasına kadar uzayıp giden bir liste oluşturur.

Evde bebekle geçirilen ilk günler içerisinde bu konuya hâkim olmak büyük önem taşır. Narin bebeğe daha bilinçli yaklaşabilmek, gereksiz gerginlikleri de ortadan kaldırır. Örnek vermek gerekirse, saçlı derisinde konak oluşan bebeğin annesi, konağın sebebinin bebeğin narin vücut yapısına bağlı olduğunu, bebeğin iyi yıkanamaması ya da alerjiye bağlı olmadığını bildiğinde gereksiz kaygıların içerisine düşmeyecektir.

Şimdi bebeklerde sık rastlanan bu tarz sorunlara tek tek değinelim;

Konak

Bebeklerde vücut sistemlerinin henüz olgunlaşmamış olması nedeniyle sıkça ortaya çıkan sorunlar Saçlı deride konak Bebeklerde ilk aylar içerisinde saçlı deride somon renginde, pullanmaya eğilimli sert doku oluşumlarına sıklıkla rastlanabilmektedir. Saçlı deride, bazen de alında ve kaşlarda gözlenen bu cilt değişikliğine konak ismi verilir.

Konak, ilk aylarda gözlenir ve 6. aydan itibaren gözlenmez olur. Konağın oluşma sebebi, bebeğin vücudunun yeterince olgunlaşmamış olmasıdır. Bebek ilk aylar içerisinde anne sütü yoluyla başta östrojen olmak üzere çeşitli anne kaynaklı hormonların etkisinde kalır ve kendi hormonları henüz olgunlaşmadığı için anne kaynaklı hormonların etkisini dengeleyemez. Ufak bebekte bu hormonal düzensizlik nedeniyle çeşitli belirtiler ortaya çıkar, bu belirtilerin bir tanesi de konaktır. Saçlı derideki yağ hücreleri bu hormonal düzensizlikten etkilenir ve gerekmemesine rağmen bol yağlı ifrazat oluşturur ve konak ortaya çıkar.

Konak bebeklerde ortaya çıkması engellenemeyecek, bebeğin hormonlarının düzensiz olmasına bağlı, doğal bir durumdur. Bebek 6. aydan sonra daha olgun bir vücut kimyasına sahip olduğunda artık görülmez olur. Hijyenin iyi olmaması ya da alerjiyle ilişkili değildir. Anne ve baba konağı olan bebekte bir hijyen ya da alerji sorunu olduğunu düşünerek gereksiz bir kaygıya düşmemelidir.

Bebekte konak ortaya çıktığında, bebeğin günaşırı banyo yapmaya devam etmesi ve bebeğin saçlı derisine her yıkanma öncesi bol sızma zeytinyağı sürülmesi gerekir. Bebeğin saçlı derisine bol sızma zeytinyağı sürülerek yarım saat bekletilmeli, yıkandıktan sonra da bebeğin saçları uygun bir bebek tarağıyla taranmalıdır. Bu basit ama etkili önlemin yeterli olmadığı bebeklerde ise hekimin eczanede hazırlanmasını isteyeceği kükürt/salisilik asit/vazelin/lanolin içeren bir cilt kremi ya da bu amaca uygun tıbbi bir kremin uygulanması gerekebilir.

Mongol lekesi

Yeni doğan bebeklerin bir kısmında, özellikle kuyruksokumu ve kalçaların üzerinde gri ya da mavimsi-gri renkte doğum lekeleri gözlenir. Bu tarz doğum lekeleri Doğu Asyalı çocukların % 90-95’inde gözlendiğinden MONGOL LEKESİ olarak anılagelmiştir.

Avrupalı halklarda görülme oranı %10’lara düşer. Bu lekelerin sebebi bebek anne karnındayken cilde rengini veren melanosit hücrelerinin cildin en üst tabakası olan epidermis yerine alttaki tabaka olan dermise yerleşmeleridir. Melanosit hücreleri bulunmaları gereken cilt bölgesinden daha aşağılarda biriktiklerinde bu doğum lekeleri oluşur. Mongol lekesi, doğumdan itibaren vardır ve zararsızdır. Ciltte morarma yaratan ciltiçi kanamalar renk değiştirirken Mongol lekesi hep aynı renkte kalır ve hassas değildir. % 90 ihtimalle kalça üzerinde ya da kuyruksokumundadır, nadiren omuzda, sırtta ve gövdede yer alabilir. Genellikle 1 adettir, birden fazla sayıda olma ihtimali düşüktür.

Bebek 2 yaşına ulaşana kadar büyüme eğiliminde olabilir, daha sonra 5-6 yaşına kadar kendiliğinden kaybolur. Nadiren ömür boyu sürebilir. Ülkemizde doğan bebeklerin çoğunun kuyruksokumu ve kalçalarında mongol lekesi mevcuttur.

Mongol lekesi, yeni doğan bebeğin cildinin henüz yeterince olgunlaşamaması nedeniyle geçici bir süre ortaya çıkan zararsız bir durumdur. Bebek cildi zamanla olgunlaşınca kendiliğinden düzelir.Yenidoğan kurdeşeni (toksik eritem) Yeni doğan bebeklerin yarıya yakınında ilk günler içerisinde yaygın cilt döküntüleri görülür. Bebeğin yüzünde, göğsünde, kol ve bacaklarında ortası beyaz ve kabarık, çevresi kızarık döküntüler ortaya çıkar ve birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçer.

Herhangi bir huzursuzluğa, soruna yol açmayan bu döküntülerin sebebi pek bilinmese de, anne karnında hiçbir mikrop barındırmayan ve steril olan bebeğin cildine doğum sonrası doğal olarak bakterilerin gelip yerleşmesi, bebeğin bu tepkisini tetikliyor olabilir. Hepimizin cildinde özellikle stafilokok mikropları mevcuttur, bu gayet doğal. Yeni doğan bebeklerin cildine ilk kez mikroplar gelip yerleştiğinde sanki bebek kurdeşen döküyormuş gibi döker, döküntünün sebebi alerjik olmasa da.

Yaygın döküntülerde hekim görüşü alınmalıdır, teşhis yenidoğan kurdeşeni (toksik eritem) ise, bu durumun kendi kendine geçmesini beklemek dışında yapacak bir şey yoktur. Döküntülerin üzerine krem uygulanmasına gerek yoktur, rutin cilt bakımı yeterli olacaktır.

Epstein incileri

Çoğu yeni doğan bebeğin ağız içerisinde, dişetlerinde ve ağız tavanında inciye benzer, 1-2 mm çapında opak beyaz lezyonlar görülür. Bunlar, içleri keratin dokusu içeren basit kistlerdir ve bir önemleri yoktur. Yine bu kistler de zamanla kendiliğinden geçecektir.

Lanugo / Şeftali tüyü

Yeni doğan bebeklerin cildi, ufak, ince ve henüz olgun bir yapıya ulaşmamış, şeftali tüyü olarak tanımlanabilecek tüylerle kaplıdır. Bu tüylerin tıbbi ismi lanugodur. Bebek cildinde erişkin tarzı tüylenme olmaz. Omurga oluşumunda doğuştan sorunlar yaşayan bazı bebeklerin sırtında, omurga boyunca erişkin tipi tüylenmeler gözlenebilir, böylesi bir durumda bebeğin hekiminin dikkati bu bölgeye çekilmelidir.

Mermer cilt

Yeni doğan bebekler üşüdüklerinde tüm vücut yüzeyinde cilt mermer gibi dalga dalga görünür. Yenidoğan bebeklerde damarların genişleme ve büzülme kapasitelerini belirleyen sempatik-parasempatik sistemler henüz gelişmediğinden, bebek üşüdüğünde cildi dengesiz bir yanıt verir. Cilt mermer gibi dalga dalga görünür. Bebek büyüyüp olgunlaştıkça bu durum kendiliğinden düzelecektir.

Yeni doğan bebeklerde henüz olgunlaşmamış olan sempatik-parasempatik sistemler, vücudun genel tepki gösterme mekanizmalarını belirleyen sistemlerdir. Bebeklerin vücut ısısını hissetmek için her zaman ense ve koltukaltlarına bakılmalıdır. El ve ayak gibi uç kısımlara bakmak yanıltıcı olur. Örneğin aniden karşımıza bir aslan çıksa, terleriz, ağzımız kurur, kalbimiz çarpar, gözbebeklerimiz küçülür, yani bazı vücut bölgelerimizde bazı damarlar daralır, bazıları da genişler.

Parasempatik sistem ise tam tersi etki gösterecektir. İşte bu sistemler yenidoğan bebeklerde henüz iyi gelişmediğinden, bebeklerin el ve ayak gibi uç kısımları, bazen soğuk, bazen de sıcak hissi vererek bizi yanıltabilir. Bu nedenle bebeklerin gerçek vücut ısısını hissetmek için her zaman ense ve koltukaltlarına bakmakta fayda vardır. Uçlar bizi yanıltabilir!

Damar kaynaklı doğumsal leke: hemanjiyom

Yeni doğan bebeklerde cillte yer alan damarlardan kaynaklanan doğum lekelerine sıklıkla rastlanır. Bu oluşumlara hemanjiyom ismi verilir. Hemanjiyomlar, sadece bebeklik döneminde ortaya çıkan, genellikle çocukluk döneminde kendiliğinden kaybolan zararsız oluşumlardır.

Hemanjiyomlar çoğu bebeğin üst gözkapaklarında ya da ensede kızarık sahalar olarak ortaya çıkar. Bazı bebeklerde ise ciltte kabarık, çilek ya da şarap lekesi görünümünde doğumsal lekeler olarak görülürler. Her 10 bebeğin birinde hemanjiom görmek mümkündür, kız bebeklerde görülme ihtimali çok daha yüksektir. Bu doğum lekeleri çoğunlukla doğumdan itibaren mevcutturlar, bazen doğumu takip eden ilk haftalar içerisinde ortaya çıkarlar. Sonradan ortaya çıkan hemanjiyomlar önce bir açık yara şeklinde belirirler, daha sonra kızarık bir oluşum haline gelirler.

Saçlı deride hemanjiyom

Hemanjiyomlar bebeklik çağında en sık rastlanılan tümör, yani dokuda oluşan normaldışı oluşumlardır. Tamamen zararsızdırlar. Dolaşım sistemiyle ilintili olduklarından içleri kanla doludur. Eğer cildin üzerindeiseler, olgun bir çileği andıran bir görüntüye sahiptirler. Eğer cildin biraz altında iseler mavimsi bir renkte görünürler.

Hemanjiyomların büyük bir çoğunluğu 5 yaş civarında, hemen hemen tümü ise buluğ çağında kendiliğinden kaybolurlar. Hemanjiyomlar aniden büyüyebilir, bu büyüme döneminden sonra ebatları sabit kalır. Hemanjiyomların üzerinde yara oluşması, hemanjiyomun kanaması mümkündür, ama bu durumlara sık rastlanmaz. Bebeğin cildinde eğer hemanjiyom varsa bebeğin hekimi, gerektiğinde bir cilt hastalıkları uzmanının görüşünü de alarak bu oluşumu takip edecektir.

Gözde çapaklanma

Gözyaşı, görevini tamamladıktan sonra gözün burna yakın iç kısmına ulaşır ve gözyaşı kanalı yoluyla burun içine akar. Yeni doğan bebeklerin % 5’inde ise gözyaşı burun içine rahat akamaz. Gözyaşı kesesi ve gözyaşı kanalı henüz tam açılmamıştır. Bu nedenle bebekte kolaylıkla gözde sulanma ve çapaklanma oluşur.

Uzun süreli gözde çapaklanma sonrası göz içinde iltihaplanmalar da gözlenebilir. Her iki gözü kolaylıkla çapaklanan bebeklerde saf suyla (distile su) ıslatılmış bir pamuk parçasıyla gözler sık sık silinmelidir. Gözü kolay çapaklanan bebeklerde gözyaşı kanalını açmaya yönelik masaj da uygulanmalıdır. Günde 3 seans başparmakla kaştan gözpınarına doğru bastırmak ve bunu 20-30 kez tekrarlamak gerekir. Belirgin bir iltihaplanma oluşmadıkça göz damlaları kullanmaya gerek yoktur.

Çoğu zaman bebek 1 yaşını tamamlamadan, gözyaşı kanalı kendiliğinden açılır ve sorun biter. 1 yaşından sonra hâlâ sorun varsa, göz hekiminin, minik bir sondayla gözyaşı kanalını açması gerekebilir.

Pamukçuk

Havada, toprakta ve ev ortamında, hemen hemen her yerde mevcut olan mantar sporlarına biz erişkinler alışığızdır. Hücresel bağışıklığımız gelişmiş olduğundan bu mantar sporları bize pek bir zarar veremez. Bebeklerin isehücresel bağışıklıkları henüz gelişmemiştir, mantarların etkilerine kolayca maruz kalabilirler. Mantar sporları bebeğin özellikle ağız içerisine yerleşerek yumuşak damağın ve dil üzerinin beyaz bir tabakayla kaplanmasına yol açarlar. Bu duruma pamukçuk deriz. Ağız içerisindeki bu durum, bebeğin emmesini zorlaştırır ve iştahını azaltır, burun tıkanıklığına neden olur.

Bebeğin ağız içine yerleşen mantar sporları, bağırsağa da ulaşınca, belirgin pişiğin de sebebi

olabilirler. Pamukçuk belirtileri başlar başlamaz bazı önlemler alınmalıdır; anne göğsü ve bebeğin ağzı karbonatlı suyla sık sık silinmelidir. Bu amaçla eczaneden karbonat alınmalı, bir çay bardağı kaynatılmış soğutulmuş suya bir çay kaşığı karbonat eklenmelidir. İşaretparmağımıza yumuşak bir tülbent dolayıp karbonatlı su tülbente emdirilmeli, bebeğin ağız içi bu tülbentle silinmelidir. Ayrıca, belirgin pişik bu sorunun devamı olarak ortaya çıkabileceğinden, bez bölgesine geç kalmadan sabah ve akşam mantar gelişimini baskılayacak krem sürülmelidir.

Ağız içerisinde pamukçuk.

Eğer pamukçuk çok belirginse, mantar gelişimini baskılayan ve ağızdan alınan ilaçların gerekli olup olmadığı konusunda hekim yardımına başvurulmalıdır.

Fizyolojik geriye kaçış / Reflü

Evde ilk günlerini geçirmekte olan bebeğin kolay kusma sorunu olup olmadığı yakinen takip edilmelidir. Yeni doğan bebeklerin çoğu anne sütünün fazlasını, emzirme sonrası ağız kenarından sızdırırlar, bu doğaldır. Belirgin bağırsak gazı sorunu olan bebekler, ağızdan gaz çıkartırken yine bir miktar kusabilirler.

Bir bebek kolayca ya da sık sık kusmakta ise, bu konunun üzerine dikkatle eğilmek gerekir. Günde kaç kez ve hangi zamanlarda kustuğu, beslendikten ne kadar süre sonra kustuğu, kusmanın şiddeti not alınmalıdır. Bir bebek, fışkırır gibi tüm mide içeriğini kusarsa, muhakkak sebebi araştırılmalıdır. Kusan bebek eğer iştahsız, huzursuz ve çok mutsuz ise vakit kaybetmeksizin hekim görüşü alınmalıdır.

Bebeği muayene edecek olan hekim, bebekte ciddi bir hastalık ya da enfeksiyon mevcudiyetinin olup olmadığını araştıracaktır. Peki bebek belirgin olarak kusmasına rağmen gayet mutlu görünmekte ise sorun ne olabilir? İştahsızlık ya da huzursuzluk gibi belirtiler olmaksızın kolay kusan bebeklerde yemek borusu ile mide girişi arasındaki kasların gücü az olabilmektedir.

Normalde yediğimiz yemekler yemek borusunu kat eder ve son bölümde bir kas huzmesini geçerek mideye ulaşır. Yemek borusunun son kısmında yer alan bu kas huzmesini normalde bilinçsiz olarak kasılı tutarız, midedeki yemekler tekrar yukarıya kaçmasın diye. Bazı yeni doğan bebeklerde, özellikle ilk 6 ay süreyle, yemek borusunun son kısmını saran bu kas huzmesi zayıftır ve iyi kasılamaz. Bebeğin emdikleri kolaylıkla geri gelir. Bu duruma reflü, ya da gastroözofageal reflü, ya da fizyolojik geriye kaçış diyoruz.

Yemek borusu kası güçlü olmayan bebekler, böylece çok kolay kusabilirler. Eğer bebek iyi kilo alıyorsa, mutlu görünüyorsa, kusmasına rağmen iştahla tekrar emiyorsa herhangi bir tedaviye gerek duyulmaz, bazı basitçe uygulanabilecek önlemler almakla yetinilir:

1. Bebeğin yatağının başucu, şiltenin altına bir yastık konarak yaklaşık 30 derece yükseltilmelidir.

2. Bebek az az ve sık sık emzirilmelidir.3. Bebek örselenmemelidir, özellikle emer emmez gaz çıkarmak amacıyla kucağa alınmamalı, beslenme öğününden bir süre sonra gazı çıkarılmalıdır.

4. Bebek eğer başında sürekli durulamayacaksa asla yüzüstü yatırılmamalıdır.

Kusmaları fizyolojik geriye kaçış olarak yorumlanan bebeklerde kusmaların zamanla kendiliğinden azalması beklenir. Zaten kolay kusan bebek iyi kilo alıyorsa, başkaca bir sorunu yoksa fizyolojik geriye kaçış bebeğe zarar vermeyecektir.

Peki yemek borusundan geriye kaçış her zaman kolay mı atlatılır? Hayır, kimi zaman çok ciddi sorunlara da yol açabilir. Mide içeriği sürekli yemek borusuna geri kaçan bebekte mide asidi yemek borusunu tahriş edebilir ve bu da bebeği zorlayabilir. Bebeği mutsuz ve iştahsız yapabilir, bebek kilo alamayabilir ve sürekli ağlayabilir. Beslenme sonrası ya da sırtüstü yatırıldığında acı çekebilir. Kolayca ve sık kusan bebeğin solunum yollarına da anne sütü kolayca kaçabilir, solunum yolları tahriş olabilir. Bu da kronik öksürüklere, hırıltılı solunuma ve kimi zaman zatürrreeye yol açabilir. İlerleyen aylarda ağız kokusu ve diş çürümeleri gözlenebilir.

Evdeki ilk günlerde bebek kusarsa eğer, muhakkak not alınmalıdır. Bebek doktoruna götürüldüğünde, bebeğin günde kaç kez ve hangi saatlerde kustuğu, kusma şiddeti ve miktarıyla birlikte gözlenebilen diğer şikâyetler not edilmiş olmalıdır. Kolay kusan bebeğin nasıl takip edileceğine ve gerekli önlemlerin yanı sıra belirli bir tedavinin uygulanıp uygulanmayacağına hekim karar verecektir.

bigdata kurtarma

Hafta Hafta Gebelik

ünlülerin güzellik sırları

tüp bebek uygulamaları

En meşhur diyetler

Template Settings
Select color sample for all parameters
Red Green Olive Sienna Teal Dark_blue
Background Color
Text Color
Select menu
Google Font
Body Font-size
Body Font-family
Direction
Scroll to top