Türkiye'nin en iyi sağlık internet sitesine hoş geldiniz.

Çocuklarla Birlikteyken Karşımıza Çıkan Kavram: DİSİPLİN

Çocuklarımızı nasıl disipline edeceğimizi tek bir cümleyle açıklamak zordur. Ebeveynlerle ilgili kitaplarda gördüğünüz birçok şey her çocuk ve aile için tamamen uyumlu değildir elbette. Bu konuda kabul görmüş, bilimsel çalışmalarla desteklenmiş bilgilerimi size aktaracağım.

Bu yazının ebeveynler veya çocukla ilgilenen kişiler için faydalı olacağını düşünüyorum.

Günümüzde birçok insana sorsak “disiplin” sözcüğünü ceza ile bağdaştırabilir. Aslına bakacak olursak disipline etme amacımızı sorgulamamız gerekir. Cezalandırmak mı yoksa çocuğumuza bir şeyler mi öğretmek istiyoruz? Çocuklarımız dürtüleri engelleme, öfke kontrolü, davranışlarının başkaları etkisini fark etme gibi becerilere sahip değillerdir. Bu becerilerin sizler tarafından öğretilmesine ihtiyaç duyarlar.

Çoğu kez çocuğumuz evde hareketli davranışlar sergilediğinde ya da daha büyük  ödevini yapmadığında “Kes şunu!”, “Çabuk otur ve ödevini yap!” gibi o an çocuğumuzu değişime götüreceğine inandığımız sözler sarf ederiz. Evet, bunu yapan tek ebeveyn değilsiniz, bu da sizi dünyanın en kötü ebeveyni yapmaz.

Bu tarz yönergeler çocuğun o anlık davranışını söndürebilir fakat uzun vadede kalıcı olmaz. Her seferinde bunu yinelemek zorunda kalırsınız. Bu da gerçekten çok yorucu bir şey olur. O yüzden çocuklarımızın beyin gelişimine katkıda bulunarak, iş birliğine teşvik edebiliriz.

Peki nasıl olacak?

Aslında bu soruya cevap olarak söyleyeceğimiz şeyler, sadece çocuklarımızla değil; bütün yaştan insanlarla ilişkimizi anlamlı şekilde değiştirecek şeyler diyebiliriz.

1.  Çocuğunuzun duygularının farkında olun. O an çocuğunuz nasıl hissediyor? Öfkeli, mutlu, şaşkın, kararsız…

O an çocuğunuz nasıl hissediyor? Öfkeli, mutlu, şaşkın, kararsız… Duygu tanımlaması yapmak empati kurma ihtimalinizi arttıracaktır. Ayrıca çocuğun duygularını tanımasına yardımcı olacaktır.

2.  Çocuğunuzun içinde bulunduğu duyguyu bağlantı ve öğretim fırsatı olarak yakalamak.

Çocuğunuzu “yaramaz”, “söz dinlemez” ya da herhangi bir kriz durumunda nitelendirdiğiniz zamanlar sizin için bir anlamda fırsat zamanlarıdır. İçinde bulunduğu durumu anlamlandırmayı ve yönetmeyi sizden öğreneceği için bu iyi bir zaman olabilir. Elbette o an öfkeli veya konuşmak istemiyorsa bunun için o an ısrarlı olmak faydalı değildir. Çocuğun sizinle bağlantı kurması için hazır oluşunu bekleyin.

3.  Çocuğunuzun duygularını sözel olarak sınıflandırmasına yardımcı olun.

Çocuğunuzun yaşı bu konuda sınırlayıcı değil. 2 yaşında çocuğunuz yere düştü ve ısrarlı bir şekilde ağlamaya başladı. Muhtemelen yeri gösterip “Pat, uf oodu.” gibi tepkiler verecektir. Siz de “Evet düştün, canın çok yandı.” gibi durumu özetleyen bir tepki verebilirsiniz. Muhtemelen sizinle birlikte birkaç kez tekrarlayacaktır. Olayı anlamlandırmaya çalışacaktır. Sohbetin ilerleyen sürecinde “Evet yere düştün ve bu seni çok üzdü.” gibi duygu yansıtması yapılabilir.

4.  Empati kurun ve anlayın:

Çocuğunuz, elindeki dondurması yere düştüğü için etrafta sizi “rezil” edecek şekilde bağırarak ağlıyor olabilir. Bu durum size yetişkin olarak “saçma”, “sinir bozucu” gelebilir. Fakat çocuğunuzun beyninin planlama, problem çözme, esnek düşünme gibi üst işlevlerini yaptığı beyin bölgesi gelişmemiştir. Bunun için sizin anlayışınıza ve desteğinize ihtiyacı var.

5.  Limitleri ve problemi belirle:  

Sorunun ne olduğunu, çocuğun bilişsel becerileri doğrultusunda açıklayın. Diyelim ki çocuk çok sevdiğiniz bir eşyaya zarar verdi. Ortalama ebeveyn/bakım veren kişi muhtemelen bağırıp çağıracak ya da sesini yükseltmese bile çocuğu azarlayacaktır. Daha önce belirttiğimiz gibi bu sizi dünyanın en kötü insanı ya da anne/babası yapmaz. Dünya üzerinde birçok yetişkinin ortalama tepkisi böyle olur. O an düşünmeden dürtüsel bir şekilde hareket etmiş oluruz.

Aslında biz de o an çocuk gibi davranmış oluruz. Oysaki bizim çocuklarımıza daha mantıklı düşünmeyi, dürtüselliği azaltmayı öğretmemiz önemlidir. Çünkü bizim problemlerle başa çıkma biçimimizi rol model alacaktır. Bunun için o an tehlikeyi hissedip çok kısa bir süre rahatladıktan sonra çocuğa başkalarının eşyalarına zarar vermenin kabul edilir ve doğru bir davranış biçimi olmadığını, o kişiyi inciteceğini açıklamamız gerekir.

Eşya tamir edilecek durumdaysa tamir edebileceği söylenebilir. Bu durumda küsüp gitmek, bağırıp çağırmak sorunu hiçbir şekilde çözmez, çocuğu yaptığı davranışla kafası karışık ve daha üzgün bir şekilde bırakmış oluruz.

 

 funda saracoglu

Funda SARAÇOĞLU

Uzman Psikolog

e-posta: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

instagram psk.fundasaracoglu

  • 0
Ögeyi değerlendirin
(1 Oylayın)

Yorum yapın

Site İçi Arama