Haberler :
"İçerdeki Çocuklara" Anaokulu -- "Anneleri cezaevinde olduğu için, parmaklıklar arasında yaşamak ..."
Anaokulu Döneminde Konuşma Yeteneği -- "Ana kucağından ilk defa ayrılmak, yeni ve bilmediği bir ortama uyum ..."
Anne, Baba ve Çocuklar Akıllı Telefon ve Tablet Uygulamasında Buluşuyor -- "Android ve iOS işletim sistemli akıllı telefon ve tablet ..."
Anneler Gününün Tarihçesi -- "Anneler günü, bizleri dokuz ay karnında taşıyan ve belki de ölene ..."
Devletten Yeni Kürtaj Kararı! -- "Tür­ki­ye­’de ya­sak­la­nıp ..."
Dikkat! Bebeğiniz Beyin Felci Olmasın -- "Beyin felci; anne karnında, doğumda veya doğumdan sonraki erken ..."
Edebiyatla Yemek İç İçe -- "Bursa’nın yöresel lezzetlerini şık restoran konseptleri ile ..."
Eşten Organ Nakline İki Yıl Evlilik Şartı -- "Sağlık Bakanlığı, eşler arasında organ nakli için en az iki yıl ..."
Gezen Çocuk Festivali -- "İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karşıyaka Belediyesinin katkıları ile ..."
Hasta Haklarınızı ve Sorumluluklarınızı Biliyor musunuz? -- "Hasta hakları, esas olarak insan hak ve değerlerinin sağlık ..."
Çocuk Yaşta Evlilik ve Etkileri

Çocuk yaşta evliliği tanımlayabilmek için öncelikli olarak çocuğun kim olduğuna karar vermek gerekmektedir. Türkiye’nin de taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye göre (18) yaşın altındaki herkesi (bebek, çocuk, ön ergenlik ve ergenlik dönemindeki kişiler) çocuk olarak tanımlamaktadır.

Ülkemiz kanunlarını inceleyecek olursak; (3 Temmuz 2005) tarihinde kabul edilen “Çocuk Koruma Kanununa göre ise çocuk “daha erken yaşta ergin olsa bile, on sekiz yaşını doldurmamış kişidir.” Buradan hareketle 18 yaşından önce yapılan evlilikler “çocuk evlilikleri” ve on sekiz yaşından önce evlenen kız çocukları ise “çocuk gelin” olarak kabul edilmektedir.

Uluslararası literatürde ise 18 yaş altı evlilikler "erken evlilikler", 18 yaş altında evlenen kız çocukları ise "çocuk gelinler" olarak geçmektedirler. Yapılan araştırmalara göre Türkiye'de 18 yaş altında yapılan evliliklerin toplam evlilikler içindeki oranı yüzde 40'a yaklaşmıştır. Çocuk gelin sayısı ise yaklaşık 5,5 milyon civarındadır.

 

 

Erken yaş evlilikleri, evlendirilen bireyden başlayarak domino etkisiyle tüm toplumda olumsuz sonuçlar yaratmaktadır. Fiziksel ve ruhsal gelişimini tamamlamadan evlendirilen kız çocukları eğitimsizlik, yoksulluk, cahillik ve bağımlılık çukuruna itilmekte; fiziksel, duygusal ve cinsel şiddete maruz kalmaktadırlar.

Erken yaş evliliklerinin getirdiği bir diğer olumsuzluk ise erken yaş gebelik ve doğum ile birlikte ortaya çıkan anne ve bebek ölümlerindeki artıştır. Konuyla ilgili yapılan araştırmalar, erken yaş gebeliklerinde, gebelik ve doğuma bağlı anne ölümlerinin 4 kat fazla olduğunu göstermektedir. Tüm bu bahsedilen olumsuzluklar ise ülkemizin gelişmişlik seviyesini aşağıya çekmektedir. Çünkü kadınların siyasi alanda, ekonomik alanda, sosyal hayatta aktif rol almadığı toplumların gelişmişlik seviyesine ulaşamayacakları aşikârdır.

Erken yaş evlilikleri de kız çocuklarımızın eğitim hakkını kullanabilmesinin, istihdama ve sosyal hayata katılabilmesinin önünde büyük bir engeldir. Dolayısıyla, erken evlilikler ve çocuk gelinler sorunu gelişmekte olan ülkemizin çözmesi gereken en önemli sorunlardan biridir. Ekonomik yetersizlikler, gelenekler, dini pratikler sonucu ortaya çıkan erken evlilikler ve çocuk gelinler sorunu ile mücadele edebilmek için öncelikle konuyla ilgili kanunlarımız arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi gerekmektedir.

Türk Medeni Kanunu'na göre erginlik 18 yaşının doldurulmasıyla başlamaktadır. Çocuk Koruma Kanunu'na göre 18 yaşını doldurmamış birey "çocuk" olarak tanımlanmaktadır. 1948 yılında kabul ettiğimiz İnsan Haklan Evrensel Beyannamesi ve 1995 yılında uygulamaya koyduğumuz Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalarda da bireylerin evlilik yaşları onsekiz olarak kabul edilmiştir. Diğer taraftan, Türk Medeni Kanunu'nda evlilik için yaş sınırı onyedi olarak belirlenmiş, olağanüstü koşullarda ise hâkim onayıyla onaltı yaşında da evliliğin yolu açılmıştır.

Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "onbeş yaşını doldurmuş bir kız çocuğuyla evlenen kişinin, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı" hükmüyle ise evlilik yaşı zımni olarak onsekiz yaşın altında tutulmaktadır. Yine Türk Ceza Kanunu'nda çocukların cinsel istismarına yönelik suçlar açıklanırken, "çocuk" onbeş yaşını tamamlamamış birey olarak tanımlanmaktadır.

Bir bireyin soyut düşünceyi de kapsayacak şekilde düşünebilmesi, karar verebilmesi ve sorumluluğunu üstlenerek yaşayabilmesi için bedensel, ruhsal ve zihinsel olarak belirli bir olgunluğa gelmesi gerekir. Bu da fizyolojik olarak on sekiz yaşına kadar devam eden bir sürece karşılık gelmektedir. Çocukluk döneminde ergenliğin özel bir yeri bulunmaktadır. Ergenlik döneminde ilk olarak fiziksel gelişme gerçekleşirken, daha sonra psikolojik ve toplumsal olgunlaşma oluşmaktadır. Ergenlerin fiziksel gelişmelerinin daha erken yaşlarda tamamlanmasına koşut olarak üreme yeteneklerinin de giderek daha erken yaşlarda kazanıldığı gözlenmektedir.

Çocuklara fiziksel ve duygusal anlamda yanlış davranılması, cinsel istismar, ilgisizlik ve ihmalkârlık, ayrıca çocukların ticari anlamda ve başka biçimlerde sömürülmesi çocuğa yönelik kötü müdahale olarak değerlendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından çocuk istismarcıların çoğu; aile bireyleri, bakımından sorumlu olan kişiler, arkadaşlar, hısım akraba, yabancılar, çocukla ilişkisi olabilen görevliler (polis, öğretmen, asker vb.), işverenler, sağlık çalışanları ve diğer çocuklar şeklinde tanımlanmaktadır.

Çocukluk döneminde yapılan evlilikler de bir istismar olarak kabul edilmektedir. Bu evlilikler 'erken evlilikler' 'çocuk gelinler' ya da 'çocuk evlilikler' gibi farklı deyimlerle ifade edilmektedir. Ruhsal ve fiziksel gelişimini tamamlamadan yapılan bu evliliklerin büyük çoğunluğu çocuğun bilinçli rızası dışında yapılması dolayısıyla da 'erken ve zorla yapılan evlilikler' olarak da tanımlanmaktadır. Erken evlilikler yaklaşım ve uygulamaları sosyal ve kültürel örüntüye göre değişmektedir.

Kız çocukları erkek çocuklarına nazaran çok daha erken yaşta evlendirildiği için bu durum kız çocukları açısından daha ciddi sorunlar yaratmaktadır. Bu da erken evlilikler çalışmalarının daha fazla kız çocukları üzerine yoğunlaşması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır.

Çocuk evlilikler ve sağlık etkileri

Evlenen kız çocuğun ruhsal ve bedensel gelişmeleri olumsuz etkilenmektedir. Erken evlilik yapan çocuk aslında henüz psiko-sosyal büyüme ve gelişmesini tamamlamamıştır. Gelişme döneminde olan bir çocuk evlilik ile ağır bir yük altına girmektedir. İyi bir gelin ve anne olması rolü ağır gelebilmektedir. Evlilikler psikolojik sorunların yanı sıra depresyon ve intiharları beraberinde getirebilmektedir.

Doğurganlık üzerine etkileri ise evlilik sonrası başlamaktadır. Pek çok üreme ve cinsel sağlık durumu ile ilgili farklı boyutlar gündeme gelmektedir. Erken yaşta doğurganlık ta başlamaktadır. Erken yaşta aktif cinsel yaşamın yanında, gebeliği önleyici yöntemler de kullanmayan gençlerin %90'ı ilk yıl içinde gebelik ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Evli gençlerin büyük kısmı gençlik dönemlerini tamamlamadan ikinci gebeliği de yaşamaktadırlar.

Özellikle kadınların fizyolojik özelliklerinden dolayı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yakalanma olasılığı artmakta ve sağlığı bozulmaktadır. Gebelik ve doğum her yaş grubunda riskli iken, çocukluk döneminde bu risk kabul edilemez düzeydedir. Hem kadının hem de doğacak bebeğinin ölüm riski artmaktadır. Fizyolojik gelişimi tam olmayan kadın doğumun da zorlukla gerçekleşmesine ve daha fazla sağlık sorunu yaşanmasına neden olmaktadır (20).

 

 

Sağlık sorunlarının başında hipertansiyon, preeklampsi-eklampsi, kansızlık ve kanamalar, kendiliğinden düşükler gelmektedir. Güç doğumlar ve bunlara bağlı yırtıklar diğer önemli sağlık sorunlarıdır. Bunların dışında baş-pelvis uyumsuzluğu, bel çukurunda düzleşme, amnion kesesinin erken açılması, plasentaya ait komplikasyonlar bu yaş grubundaki doğumlarda sık olarak rastlanan sağlık sorunları arasındadırlar. Zor doğum ve doğum sonu komplikasyonları atoni ve enkfeksiyonları da beraberinde getirmektedir. Doğum sırasında oluşan vesikovajinal veya rektovajinal fistüller de sık görülen komplikasyonlardan bazılarıdır. Bu durumda kalan bebeğin de sağlığı olumsuz etkilenmektedir.

Ergen yaş grubunda vajinitis ve sistit gibi enfeksiyonlar gebelikte sık görülmektedir. Genç yaşta olan kadın bu sorununu anlamakta ve anlatmakta zorlanabilmektedir. Bu durumda sağlık kuruluşunu kullanabilmesi için geçen süre uzamakta ve bazen de sağlık kuruluşuna ulaşamamaktadır. Sağlık sorunları hem annenin hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkilemektedir.

Çocuk evlilikler, çocukları aile ve arkadaşlardan ayırmakta, ev içi şiddete maruz bırakmakta, gelişimlerini ve eğitimsel, sosyal ve mesleki alanda sahip oldukları olanakları tehlikeye atmaktadır. Çocukluk hakları ellerinden alınan çocukların yaşamlarının ileriki dönemleri de olumsuz olarak etkilenmektedir.

bigdata kurtarma

Hafta Hafta Gebelik

ünlülerin güzellik sırları

tüp bebek uygulamaları

En meşhur diyetler

Template Settings
Select color sample for all parameters
Red Green Olive Sienna Teal Dark_blue
Background Color
Text Color
Select menu
Google Font
Body Font-size
Body Font-family
Direction
Scroll to top