Türkiye'nin en iyi sağlık internet sitesine hoş geldiniz.

Çocuk mu Yetiştiriyorsunuz Proje mi?

Uzun yıllardır tartışılan bir konu çocuklarına yeteri kadar zaman ayırmayan, onların ihtiyaçlarını ve isteklerini göz ardı eden aile tutumlarıydı. Son yıllarda ise bu tartışmanın yerini her şeyi çocukların ihtiyaç ve isteklerine göre düzenleyen, yaşamda pek çok işi başarabilen, pek çok alanda kabiliyetli olan çocuklar yetiştirmeyi hedefleyen ailelerin tutumları aldı.

Her iki tutum arasındaki en temel benzerlik ikisinin de çocuğun gelişimi üzerindeki olumsuz etkisidir...

Her bebek ete kemiğe bürünmeden önce anne ve babasının kafasında bir imge olarak şekillenir... Bu imge anne babasının kendi çocukluklarından getirilmelerinin bir sonucudur. Ebeveynlerinin hayalleri, çocukluk deneyimleri, kendi ebeveynleri ile ilişki örüntüleri, yaşamlarında yapabildikleri ve yapamadıkları çocuk sahibi olmak istediklerinde bu imgenin oluşumu için yeniden su yüzüne çıkar.

Çocuk, doğarken beraberinde getirdiği kişisel özelliklerim sergilemeye fırsat bulamadan, daha "kendi" olamadan yetişkinlerin kendi geçmiş yaşantılarının ve geleceğe yönelik umutlarının odağında bir yatırım nesnesi olur. Bu durum genellikle ebeveynlerin çocukları ile ilgili aktarımlarının yanı sıra değişen toplum düzeninden, bu düzen içerisinde yeniden tanım bulan anne-babalık rollerinden, çocuğun ne kadar nitelikli olduğunun anne ve babanın ebeveynlik başarısı ile orantılanmasından yadsınamayacak ölçüde etkilenmektedir.

Bu bakış açısıyla, senaryo genelde şöyle ilerler: Doğdukları, hatta belki anne karnında oldukları andan itibaren her şeyin en iyisi hazırlanmaya çalışılır. Anneler bebeğin ruhu dinginleşsin diye klasik müzik dinler, beslenmelerinde organik yiyecekler tercih edilir ve büyük bir hevesle bebeğe gardrop oluşturulur, tabi yine doğal ürünlerden oluşan kıyafetlerle. .. Böylece eskiden hiç bilinmeyen ayrıntılar en önemli kriterler halini almaya başlar.

Daha okula başlamadan kalemi doğru mu tutuyor telaşım hisseder. Anne-baba. Eskiden, biraz sosyalleşsin, yaşıtlarıyla aynı ortamda bulunsun diye gönderilirken çocuklar okul öncesi kurumlara, şimdi o kurumların SBS-YGS-LYS başarıları sorulup araştırılır olur.

Okul başarısı da tek kriter değildir aslında, mutlaka bir müzik aleti çalsın, bir de spor yapsın ister anne babalar, birden fazla dil biliyor olması da önemli elbette...

Anne babanın planlaması çocuğun bilgi ve becerilerinin gelişimi ile sınırlı kalmaz, çocuğun sosyal ilişkilerini de kurgulayacak bir boyuta ulaşır. "Tüm arkadaşları sevsin onu, hiç çatışma yaşamasın, herkes onu anne-babası gibi 'el üstünde tutsun',' biricik olsun'!"

Ebeveynler, tüm bunları amaçlarken, çocuklarını aslında gerçekte var olmayan bir mükemmelliğe hazırlarlar. Hiç canı yanmasın, hiç yalnız kalmasın, her işi basarsın derken, farkında olmadan, canı yandığında çaresiz kalan, yalnızlığa dayanamayan ve hayal kırıldıkları çok daha büyük olacak bir çocuk yetiştirme riski ile de karşılaşabilirler.

"Biz sadece çocuklarımız için en iyisini istedik"

Evet, her aile çocuğu için en iyisini ister. Bazen çocuğun var olan potansiyelini kullanmasını hedefler, bazıları ise bununla yetinmeyip daha iyisini, hatta en iyisini hedefler. Bir ebeveynin çocuğu için "en iyisini" istiyor olmasındaki doğallık ve masumiyet ile "mükemmeli" arıyor olması arasındaki sınır; aynı şekilde çocuğun "yetkin" bir birey olması ile "yetersiz hisseden" bir birey olması arasındaki sınırı da belirlemektedir.

"Mükemmeliyetçi mesajlar"

Ebeveynlerin beklentileri daha önce vurguladığımız gibi bazen anne-babanın kendi yaşamlarının etkisiyle bazen de değişen toplumun gereksinimleriyle şekillenir ve çocuk-ebeveyn ilişkisinde çocuğa iletilir. Çocuğun davranışının anne babası tarafından onaylanıp onaylanmadığına dair bu iletiler bakışlar, ses tonu, gülümseme ve dokunuşla çocuğa ulaştırılır. Bu aslında bebeklikten başlayan bir öğrenme sürecidir.

Bebek, annesinin onaylamadığı bir şey yaptığında, ses tonu yükselen, kaşları çatılan anne ona bu davranışının istenmediğini hissettirir. Bebek böylece onun dış dünyayla ilişki kurabileceği ilk nesne olan annesinin sınırlarım öğrenir. Bu sınırlara uyması ya da uymamasına bağlı olarak sevgi ve şefkat ya da tam tersi engellenme ve onaylanmama duygularını deneyimler. Bu döngü, çocukluğa ve ergenliğe taşınır.

"Neden mükemmeliyetçilik?"

Mükemmeliyetçi anne-baba tutumlarının altında yatan iki nedenden söz edilebilir. Bunlardan birincisi kendi yaşamlarında da mükemmeli yakalamaya çalışan, iyi bir eğitim almış, iyi bir meslek ve statü sahibi, her işi hatasız yapmayı yaşamlarının amacı edinmiş anne-babalardır. Burada beklenti çocuğun aile geleneğini devam ettirmesi ve tıpkı anne-babası gibi başarılı ve statü sahibi, yani "mükemmel" olmasıdır.

Kendi yaşamlarında iyi bir eğitim olanağına sahip olamamış, yasanımda bunun eksildiğini yaşamış ve bu nedenle çocuğunun yaşama eksiksiz hazırlanmasını amaç edinen anne-babalar ise ikinci grubu oluşturur. Çocukluğunda sahip olamadığı her imkânı çocuğuna fazlasıyla vermeyi amaç edinmiş ailelerin çocukları, tüm bu olanaklara sahip olmanın gerektirdiği başarıyı elde etme baskısını yoğun olarak yaşar.

Neden ne olursa olsun, amaç iki aile yapısında da aynıdır. Çocuk her işi doğru yapmalıdır, hataya yer yoktur, tek şansı başarılı olmaktır, hata varsa bu bir eksiklikten kaynaklanıyordur ve çocuğa tüm olanaklar sunulduğuna göre bu eksiklik kabul edilebilir değildir. Anne-baba çocuğuna yön vermek adına tek bir doğru gösterir ve bu çocuğun da doğrusu olmak durumundadır.

"Ben yapamadım, o yapsın"

Gitar çalmayı öğrenme olanağı olmamış bir babanın, çocuğunu bu konuda yüreklendirmesi ve teşvik etmesi ancak çocuğun gerçekten istekli olup olmadığım önemsemeden onu gitar kursuna yazdırması bu durumu açıklayan birçok örnekten sadece biridir. Bu aslında, çocuğun potansiyelini ortaya çıkarmanın ve hangi alanlarda yetenekli olduğunu görmenin biraz daha ötesinde yer almaktadır.

"Sorumluluk ve Karar Verme"

Her anne-baba çocuğunun sorumluluklarını zamanında yerine getiren, önceden planlamasını yapan, annesini ya da babasını hatırlatmak zorunda bırakmayan çocuklar olmasını ister. Aynı anne babalar, çocuklarına sorumluluk da belirlerler. Önce okulda etüde kalacak sonra basketbola gidecek. Eve gelince de en az iki saat ders çalışması lazım. Ödevler bitecek, günlük konu tekrarı yapacak. Bilgisayar yok, telefon anneye teslim edilecek. Çok geç olmadan da yatmalı, yoksa ertesi gün derslerde verimi çok düşüyor. Bu çelişkili senaryo, çocuğun büyüyüp arkadaşlık sorunları yaşamasıyla tekrar edilir.

"Sorun çocuğa aittir, dolayısıyla çözüm de yine ona ait olmalıdır"

Anne babaların, sorumluluğu çocukların yapmakla yükümlü olduğu görevler listesi olarak tanımlamak yerine, yaşadıkları sıkıntılarla baş etme, çözüm bulma, seçenekler yaratma gibi daha soyut ancak yaşamsal değere sahip olgularla tanımlaması bu noktada yararlı olacaktır.

Sonuç olarak;

Her çocuğun, her alanda yaşıtları ile aynı hızda gelişim sergilemeyeceğini unutmamak gerekir. Çocuklarım; arkadaşları, kardeşleri ve zaman zaman da kendi çocuklukları ile kıyaslayan anne-babalar çocuğun kendi gelişimsel sürecinde kat ettiği yolu önemsemediği mesajım vermiş olur.

Ailelerin izleyebilecekleri diğer bir yol, bir sorun yaşadığında, bir problemle karşılaştıklarında çocuklarım o problemin içinden çekip çıkarmak yerine, oradan çıkması için ona küçük ipuçları vermek olabilir. Aldığı yardımı kendi çabasıyla birleştirerek sorunu çözen bir çocuk, sorunu anne-babası tarafından çözülen bir çocuğa göre çok daha fazla deneyim kazanmakla kalmayacak aynı zamanda yaşama karşı daha güçlü de durabilecektir.

Çocuklara işler yolunda gitmediğinde, "hadi bundan vazgeçip başka bir yol deneyelim" mesajı vermek yerine, "daha sıkı asılmalısın, daha çok uğraşmalısın" mesajı veren aileler onların daha kararlı, daha istikrarlı ve daha mücadeleci olmaları yolunda önemli bir adım atmış olacaklardır. Aşın anne-babalık çocukların mücadele etme yöntemlerinden ve azminden uzak olmalarına neden olmaktadır. Çünkü bu tutumda çocuk, bir sorunla karşılaştığında mücadeleye girmeden sorun onun adına çözülmekte, ya da kendisi sorundan uzaklaştırılmakladır.

Çocuklar için belirlenen aktivitelerin sınırlandırılması da önemli bir adım. Pazartesi tenis, Sah piyano, Çarşamba ikinci yabancı dil, Perşembe okul sonrası kursları olduğunda çocukların çocuk olmak için zamanları kalmıyor. Bu aktivitelerin anne-babalar tarafından planlanıyor olması da çocuğun karar verme ve sorumluluk alma süreçlerine katılamamasını ve hatta yapılan aktiviteden keyif alamamasını sağlıyor. Çocuk kendisi için belirlenmiş bir "görevi" yerine getiriyor sanki... İşte bu nedenlerle çocuğun kendi planlamasını yapmasına olanak verilmesi onun pek çok alanda gelişimini destekleyecek bir adım olacaktır.

Aktivitelerin sayısı kadar beklentilerinizi sınırlandırmanız da büyük önem taşımaktadır. Bazen çocuğun kendi ile ilgili beklentilerini göz ardı ederek, anne-babalar çocukları ile ilgili hedefler koyarlar. Bu hedefler aslında çocuğun nasıl bir insan olmasını istediklerini bile belirleyebilir. Neşeli, atletik, başarılı zeki, düzenli, çalışkan... Ama bazen çocuk bu kalıplara uymayabilir. İşte o zaman yapılması gereken onu olduğu gibi sevmek, kabullenmek ve takdir edebilmektir.

Çocuklar adına yapılan yoğun aktivite programlan yerine ailece geçirilecek çocuğun da görüşü alınarak hazırlanan programlar çocuğun gelişimine daha büyük katkı sağlar. Yeni bir bilgi ya da beceri kazandırma kaygısı olmadan yapılan, aile bireylerinin sadece beraber zaman geçirmekten hoşlandığı için bir arada oldukları, gelişiminin doğal seyrine bırakıldığı ve paylaşımın öne çıktığı programlar çocukların aile ile bağlarım güçlendirecek ve onlara ileride hatırlanacak güzel anılar bırakacaktır.

Aile kurmanın, çocuk sahibi olmanın ve büyütmenin temel motivasyonu aile ortamının sıcaklığını ve şefkatini yaşamak, birbiri ile zaman geçirmekten keyif almak, birbirinden öğrenmek ve beraber biriktirilen anılan hatırlayarak gülebilmektir. Unutulmamalıdır ki, bu motivasyonu, değişen toplum düzeninin dayattığı bir "yapılacaklar listesi" gibi yaşamak başarılı ama huzursuz, becerikli ama endişeli, bilgili ama yalnız bireyler yetişmesine neden olur.

  • 0
Ögeyi değerlendirin
(0 oy)

Yorum yapın

Site İçi Arama