Haberler :
"İçerdeki Çocuklara" Anaokulu -- "Anneleri cezaevinde olduğu için, parmaklıklar arasında yaşamak ..."
Anaokulu Döneminde Konuşma Yeteneği -- "Ana kucağından ilk defa ayrılmak, yeni ve bilmediği bir ortama uyum ..."
Anne, Baba ve Çocuklar Akıllı Telefon ve Tablet Uygulamasında Buluşuyor -- "Android ve iOS işletim sistemli akıllı telefon ve tablet ..."
Anneler Gününün Tarihçesi -- "Anneler günü, bizleri dokuz ay karnında taşıyan ve belki de ölene ..."
Devletten Yeni Kürtaj Kararı! -- "Tür­ki­ye­’de ya­sak­la­nıp ..."
Dikkat! Bebeğiniz Beyin Felci Olmasın -- "Beyin felci; anne karnında, doğumda veya doğumdan sonraki erken ..."
Eşten Organ Nakline İki Yıl Evlilik Şartı -- "Sağlık Bakanlığı, eşler arasında organ nakli için en az iki yıl ..."
Hasta Haklarınızı ve Sorumluluklarınızı Biliyor musunuz? -- "Hasta hakları, esas olarak insan hak ve değerlerinin sağlık ..."
Okula Başlamadan Okuma Öğrenmeli mi? -- "Okullarda her yıl daha da artan rekabet, sınavlar erken yaşta okumaya ..."
Türkiye'nin İlk Kadın Kariyer Sitesi -- "Ev ekonomisine katkıda bulunmak ve kendi ayakları üzerinde durmak ..."
Şizofreni Hastalığı

Şizofreni kronik, ağır ve hayatı ciddi biçimde etkileyen bir beyin hastalığıdır. İnsanların yaklaşık yüzde biri hayatlarının herhangi bir döneminde şizofreniye yakalanırlar. Kadın ve erkeklerde eşit oranda görülür ancak erkeklerde genellikle daha erken yaşlarda başlar. Hastalık erkeklerde 20 yaş civarında, kadınlarda ise 30 yaş civarında başlar. Çocuklarda da şizofreni görülebilir ama ergenlikten önce çok nadirdir.

Şizofreni hastalarında genellikle gaipten (gerçekte olmayan) sesler duyma, insanların kendisine komplo kurdukları, düşüncelerinin okunabildiği, başkaları tarafından kontrol edildikleri gibi korkutucu belirtiler görüler. Bunlara "psikotik belirtiler" denir. Hastalar, bu belirtiler nedeniyle dehşete kapılır ve içe kapanırlar. Belirtilerin alevlendiği dönemlerde iç dünyalarında hezeyanları ile o kadar meşgul hale gelirler ki gerçek hayattan uzaklaşırlar. Çalışamaz ya da eğitimlerini sürdüremez hale gelirler. Banyo yapma, tıraş olma ve tırnaklarını kesme gibi öz bakımları azalır. Bazı hastaların davranış ve konuşmaları o kadar tuhaf ve dağınık olur ki anlaşılamaz hale gelir ve etrafındakileri de korkutur.

Mevcut tedavilerle bu belirtilerin çoğu ortadan kaldırılabilse de şizofreni hastalarının çoğu hayatları boyunca bazı belirtiler yaşamaya devam ederler. Hastaların yaklaşık beşte biri tamamen iyileşebilmektedir. İlaç tedavileri ses duyma, hezeyanlar ve garip davranışlar gibi pozitif belirtiler (sağlıklı bir insanda olmaması gereken yaşantıların ortaya çıkması) üzerine çok etkilidir. Ancak canlı bir duygulanım, kendine bakım, sosyal ilişkiler kurma gibi işlevlerdeki bozulma yani negatif belirtiler (sağlıklı bir insanda olması gereken şeylerin kaybolması) üzerinde etkileri daha azdır.

Şizofreninin Seyri

Şizofreni belirtileri şiddetli olmaları, uzun zaman devam edebilmeleri ve tekrarlanabilmesi nedeniyle hastaların hayatlarında büyük bir verimlilik kaybına neden olurlar. Araştırmalar göstermektedir ki tedavi ne kadar erken başlarsa hastalığın seyri o kadar iyidir. İlaç tedavileri belirtileri önemli ölçüde azaltır ancak tamamen geçirmeyebilir. Hasta ve yakınlarının beklentileri gerçekçi olmazsa, ilaçların fayda etmediğini düşünerek tedaviyi keserler. Ne yazık ki hastanın ilaçlar olmadan bir süre sonra çok daha kötü olduğunu görürler.

İlaç tedavisinin bırakıldığı ilk zamanlarda ilaçların yararı hemen kaybolmaz ama yan etkiler hızla kalktığı için hasta ve yakınları ilacı kesmekle daha iyi olduğunu düşünebilirler. Ne yazık ki bir süre sonra hastalık belirtileri eski haline, hatta daha ağır biçimde döner. Hastaların çoğunda ilaç tedavisine ömür boyu devam edilmesi gerekir.

Bu ilaçlar etki bakımından antibiyotiklere değil tansiyon düşürücülere benzerler. Yani uzun süre alınmaları gerekir ve erken bırakılırlarsa hastalık belirtileri tekrarlar. "Hastalık tekrarlarsa ilacı veririz" düşüncesi yanlış ve tehlikelidir. Çünkü hastalık zaman içinde yıkıma yol açar ve her alevlenme döneminden sonra hasta, öncekinden daha az düzelir. Bu nedenle alevlenmelerin engellenmesi çok önemlidir.

Hasta yakınları özellikle negatif psikotik belirtileri "tembellik" ya da "iradesizlik" şeklinde yanlış biçimde değerlendirerek hastaya kızar ve suçlayabilirler. "Tembellikten iş yapmıyor", "pis bir insan olduğu için evi hiç temizlemiyor" "boş oturacağına çıkıp gezsin" gibi suçlayıcı eleştiriler hastalığın seyrini daha da kötüleştirir ve alevlenmeleri arttırır.

Hasta yakınlarının yapması gereken hastanın durumunu ve kısıtlılıklarını kabullenmek, büyük beklentilere girmeden bu durumla mücadelede hastaya destek vermektir. Bir şizofreni hastasının kendine bakım, çalışma vb. aktivitelerini yeniden kazanmak için atabileceği adımlar küçük ve yavaş olabilir. Örneğin hastanın düzenli uyuyarak günlük egzersizler yapmasını sağlamak bazen haftalar alabilir. Büyük bir sabırla ve destekleyici bir tavırla, hiç suçlayıp azarlamadan destek olunması gerekir.

Şizofreni neden olur?

Şizofreni dünyanın her yanında görülmektedir. Şizofrenin temel belirtileri kültürden ve kişilikten bağımsızdır. İçinde yaşanılan kültür ve hastalık öncesi kişilik özellikleri şizofreni belirtilerinin ancak içeriğini belirleyebilir. Yani hezeyanlar, ses duyma ve çalışamama vb belirtiler her hastada görülebilir ama örneğin teknolojiyle iç içe yaşayan hasta "uzaylıların beynine çip yerleştirerek kendisini yönettikleri" gibi bir hezeyana sahipken, dindar bir hasta "cinlerin içine girip kendisini kontrol ettiği" tarzında bir hezeyan geliştirebilir.

Şizofreninin belli bir nedeni yoktur. Kalp hastalığı ve diğer birçok tıbbi rahatsızlıkta olduğu gibi genetik, kalıtsal, yapısal, gelişimsel ve davranışsal pek çok faktörün bir araya gelmesiyle oluşur. Bütün bu faktörlerin sonucu hastanın beyninde oluşan biyokimyasal bir düzensizlik hastalık belirtilerine yol açar.

Geçmiş yıllarda çocukluk çağı yaşantılarının, özellikle annenin çocuğa karşı tavırlarındaki bozuklukların, şizofreniye yol açabileceği üzerinde durulmuşsa da araştırmalar bu görüşü desteklememiştir. Bugün bilim, şizofreninin anne ya da babanın kabahati olmadığını kabul etmektedir.

Şizofreninin doğaüstü varlıklarla ve cinlerle ilgisi var mıdır?

Hasta yakınlarının aklına sık gelen bir soru şudur: "İslam dini cinlerin varlığını kabul eder. Bu hastalar da bizim duymadığımız sesler duyduklarına göre gerçekten cinlere karışmış olamazlar mı? Öyleyse bunların işi hocalık mıdır?"

Halkımız arasında başkalarının görmediği görüntüler gören (görsel halüsinasyon) ya da sesler duyan (işitsel halüsinasyon) ve bunlarla konuşan kişilere cinlerin musallat olduğu ve garip hareketler yapmalarına bunun neden olduğu şeklinde yaygın bir inanış vardır. Görünmez varlıklar denilince akla hemen, halkın din ve kültüründe yer alan cinler gelmektedir. Bu konuda dilden dile dolaşan hikâyeler, hurafeler çok yaygındır ve büyük çoğunluğunun dinin esasıyla da ilgisi yoktur. Gaipten ses duyma doğrudan akıl hastalığı belirtisi midir?

Hayır, aslında bu yaşantılar ruh sağı lığı yerinde olan insanlarda da seyrek ve kısa süreli olarak görülebilir (örneğin adıyla seslenildiğini duyma). Ayrıca bu gibi yaşantılar sağlıklı insanların sosyal ya da mesleki hayatlarında bozulmaya yol açmazlar. Eğer süreklilik gösteriyor, işlevsellikte bir bozulma ve ciddi bir sıkıntıya yol açıyorsa bir hastalığın var olduğunu söyleriz. Psikiyatrik açıdan baktığımızda görsel ve işitsel halüsinasyonların süreklilik kazanması en sık 3 grup hastalıkta görülür: Dissosiyatif bozukluklar (çoğul kişilik vb), beyni etkileyen bazı tıbbi hastalıklar (beyin tümörü vb) ve psikotik bozukluklar (şizofreni vb).

İlk iki hastalığı daha sonra detaylı tartışmak üzere psikotik bozukluklar üzerinde duracağız. Sadece şu kadarını söyleyelim (şizofreni ve diğer) psikoz hastalarının normal olmadığı rahatça herkes tarafından anlaşılabilir olmasına rağmen dissosiyasyon hastaları düşünce bozukluğu olmayan, işlerini sürdürebilen hastalardır. Dissosiyatif hastalarda bu belirtilerin meydana geliş mekanizması çok farklıdır. Organik beyin hastalıklarında genellikle iç görü korunur, yani kişi halüsinasyonların gerçek dışı olduğunun farkındadır. Psikotik bozukluklarda yani akıl hastalığında temel problem muhakeme (yargı) bozukluğudur. Bu hastalığı yaşayan kişilerde doğru bir şekilde akıl yürütme, neden sonuç ilişkileri kurma becerisi bozulmuştur.

Zekaları normal, hatta bazen ileri olduğu halde akıl yürütmeleri bozuktur. Buna bağlı olarak "uzaylıların beynine chip yerleştirdiği, TV'den kendisine mesaj verildiği, görünmez varlıkların kendisini yönettiği" gibi çok çeşitli olması imkansız, gerçek dışı düşüncelere kesin bir biçimde inanırlar. Buna hezeyan (sanrı) denir. Yaşadıkları olayları da düşünce bozukluğunun etkisiyle, hezeyan sistemleri içinde yorumlarlar. Örneğin insanların aralarında kendisi hakkında kötü şeyler konuşup komplolar kurduğuna inanan bir kişi, sokaktaki gürültünün özellikle ve sadece kendisini rahatsız etmek için yapıldığını düşünebilir. Bu durumdaki bir hastanın gerçeği değerlendirme yeteneği bozulmuştur. Benlik sınırları yıkıldığı için iç ve dış ayırımı da kaybolmuştur. İşte bu nedenle kendi içinden gelen düşünceleri, dışarıdan gelen sesler ve görüntüler gibi algılar. Demek ki akıl hastalarının gerçekte varolmayan sesler duyması ya da görüntüler görmesi temelde yatan muhakeme ve gerçeği değerlendirme bozukluğunun bir uzantısı ya da sonucudur. Bu hastalığı sadece ses duymak ve görüntü görmek olarak değerlendirmek, konuya çok yüzeysel ve basit bir yaklaşımdır.

Psikotik bozuklukların (akıl hastalığının) cinlerle ilişkilendirilmesinin bir nedeni de kan tetkiki ya da röntgen gibi objektif tetkik yöntemleriyle saptanabilen fizyolojik bir bozukluğun bulunmaması, tanıya belirti ve klinik bulgulardan gidilmesidir. Ancak burada unutulan önemli nokta bu hastalığı organik temelleriyle ilgili gittikçe artan araştırma bulgularıdır. Artık psikotik hastaların beyin hücrelerindeki salgı sistemlerinde (özellikle dopamin sisteminde) bir bozukluk olduğu bilinmektedir. Ayrıca bu hastalığın kalıtımla ilgisi olduğu da kesindir. Böyle bir hastalığı olan bireylerin çocukları başka ortamlarda yetişseler de hastalanma riskleri genel toplumdan fazladır.

Muhakeme ve gerçeği değerlendirme bozukluğu, bizar (tuhaf) davranışlar, hezeyan ve halüsinasyonlar, kendine bakımda bozulma, iş gücü kaybı (çalışamama), içe çekilme, duygulanımda küntlük gibi çok sayıda belirtiler gösteren psikotik hastalarda görsel ve işitsel halüsinasyonlar çok dikkat çekici olduğu için halkı cinlerin bu hastalığa neden olduğunu düşünmeye sevk ettiğini belirtmiştik. İlginçtir ki bugün kullandığımız modern ilaçların (antipsikotiklerin) en kolay ve iyi düzelttiği belirtiler de görsel ve işitsel halüsinasyonlardır. Bu ilaçlar yatıştırıcı ya da uyuşturuculardan çok farklı bir etkiye sahiptir ve özellikle psikotik belirtileri ortadan kaldırırlar. Yatıştırıcı ilaçların böyle bir etkisi yoktur. Görsel ve işitsel halüsinasyonların ilaçla geçmesi de hastalığın doğaüstü güçlerden değil beyindeki kimyasal bir düzensizlikten kaynaklandığını göstermektedir.

Şizofreni kalıtsal mıdır?

Şizofreni ailesel olarak geçer ama bu, şizofreni hastasının çocuğu da mutlaka şizofren olacak anlamına gelmez. Yakın akrabalarında şizofreni hastalığı olan bir kişide şizofreni görülme riski diğer insanlardan fazladır. Ancak pek çok şizofreni hastasının yakınlarında da böyle bir hastalık yoktur. Örneğin tek yumurta ikizi şizofreni hastalığına yakalanan bir insanın, şizofren olma riski yaklaşık %50'dir. Bu durum, kalıtımın bu hastalığın gelişiminde çok önemli olduğunu ama her şey olmadığını göstermektedir.

Anne ya da babadan birinde şizofreni hastalığı olduğunda, çocukta şizofreni gelişme riski %10'dur. Bu oran genel toplumdaki %1 sıklığının 10 katıdır. Ama yine de çocuğun %90 ihtimalle şizofren olmayacağını da söyleyebiliriz. Araştırmalar birden çok genin şizofreniye yatkınlığa yol açtığını göstermektedir. Buna ek olarak doğum öncesi problemler (virüslere bağlı enfeksiyonları vb), doğum sırasındaki komplikasyonlar ve şizofreniye özel olmayan çeşitli zorlanmalar şizofreni gelişimini etkileyebilmektedir. Bir kişinin şizofreni hastası olup olmayacağını önceden kesin olarak söylemek mümkün değildir.

Şifreni beyindeki kimyasal bir bozukluğa mı bağlıdır?

Beynin çalışması ve ruhsal süreçlerin meydana gelişi, sinir hücreleri arasında salgılanan kimyasal ileticilerin (dopamin, noradrenalin, serotonin vb) hücreler arasında İletişimi sağlamasıyla olur. Beynin farklı bölgelerinin değişik görevleri vardır. Aynı kimyasal iletici farklı bölgelerde salgılanır ve salgılandığı bölgeye göre değişik etkilere sahiptir. Örneğin serotonin farklı beyin bölgelerinde uyku, iştah, dürtü kontrolü gibi pek çok değişik ruhsal süreçle ilgilidir. Çeşitli psikiyatrik rahatsızlıklarda beynin belli bölgelerinde bu kimyasal ileticilerin işlevlerinde düzensizlik bulunmaktadır.

Örneğin şizofrenide beynin mesokortikal ve mesolimbik bölgelerindeki dopamin metabolizmasında bir düzensizlik vardır. Bu nedenle psikotik belirtiler üzerine etkili ilaçların ortak özelliği dopamin (D2 reseptörleri) üzerine etkili olmalarıdır. Ancak ilaçlar genellikle beynin sadece belli bölgesine değil tümüne etki ettiği için diğer beyin bölgelerindeki dopamin etkileri yan etki olarak ortaya çıkar. Örneğin bazı eski antipsikotik ilaçların neden olduğu kasılma ve hareket bozuklukları nigrositriatal bölgedeki dopaminerjik hücrelerin etkilenmesiyle ortaya çıkar. Bu alandaki araştırmalar ümit vaat etmektedir.

Şizofreni nasıl tedavi edilir?

Şizofreni muhtemelen tek bir hastalık değil farklı nedenlere bağlı gelişebilen belirtiler bütünüdür (sendrom). Şizofreninin herkeste aynı derecede etkili olan tek bir tedavi şekli yoktur. Tedavinin amacı hastalık belirtilerini azaltmak, hastanın işlevselliğini ve topluma uyumunu arttırmak ve belirtilerin yeniden ortaya çıkmasını engellemektir.

loading...
loading...

Çocuklar İçin

Çocuklarda Fazla Kiloya Dikkat

Obezite vücutta artmış yağ kitlesini ifade eder.

+ Devamı

Kardeşler Neden Anlaşamıyor?

Evinizin neşe kaynağı çocuğunuzu bir kardeş vermek

+ Devamı

Çocuklarla Empati Odaklı İletişim Kurma

Ebeveynler çocukların dünyasında en önemli

+ Devamı

Küçük Çocuklarda Anneden Ayrılma

Anneleri tuvalete girdiğinde bile kapının önünde durup

+ Devamı

Hafta Hafta Gebelik

loading...

Bebek İsimleri ve Anlamları

A B C Ç D E F
G H I İ J K L
M N O Ö P R S
Ş T U V V Y Z

mobil veri kurtarma

anne olmaya hazirmisiniz 1

loading...

ünlülerin güzellik sırları

tüp bebek uygulamaları

En meşhur diyetler

Template Settings
Select color sample for all parameters
Red Green Olive Sienna Teal Dark_blue
Background Color
Text Color
Select menu
Google Font
Body Font-size
Body Font-family
Direction
Scroll to top