Haberler :
"İçerdeki Çocuklara" Anaokulu -- "Anneleri cezaevinde olduğu için, parmaklıklar arasında yaşamak ..."
Anaokulu Döneminde Konuşma Yeteneği -- "Ana kucağından ilk defa ayrılmak, yeni ve bilmediği bir ortama uyum ..."
Anne, Baba ve Çocuklar Akıllı Telefon ve Tablet Uygulamasında Buluşuyor -- "Android ve iOS işletim sistemli akıllı telefon ve tablet ..."
Anneler Gününün Tarihçesi -- "Anneler günü, bizleri dokuz ay karnında taşıyan ve belki de ölene ..."
Devletten Yeni Kürtaj Kararı! -- "Tür­ki­ye­’de ya­sak­la­nıp ..."
Dikkat! Bebeğiniz Beyin Felci Olmasın -- "Beyin felci; anne karnında, doğumda veya doğumdan sonraki erken ..."
Eşten Organ Nakline İki Yıl Evlilik Şartı -- "Sağlık Bakanlığı, eşler arasında organ nakli için en az iki yıl ..."
Hasta Haklarınızı ve Sorumluluklarınızı Biliyor musunuz? -- "Hasta hakları, esas olarak insan hak ve değerlerinin sağlık ..."
Okula Başlamadan Okuma Öğrenmeli mi? -- "Okullarda her yıl daha da artan rekabet, sınavlar erken yaşta okumaya ..."
Türkiye'nin İlk Kadın Kariyer Sitesi -- "Ev ekonomisine katkıda bulunmak ve kendi ayakları üzerinde durmak ..."
Bebek hissetme, bebekle konuşma

Yapılan çeşitli araştırmalar sonrası anne ve doğmamış bebeğinin aralarında, kesinlikle, sözsüz, kuvvetli bir iletişimin olduğu kanaatine varılmış ve anne karnındaki bebeklerin, annelerinin düşüncelerini çok hızlı bir şekilde kaptıkları belirtilmiştir.

Evet, aynı bedeni bir süre paylaştığınız bebeğiniz, elbette sizin sevinçlerinizi, üzüntülerinizi, endişelerinizi, düşüncelerinizi ve hatta rüyalarınızı da kesinlikle paylaşmaktadır.

Hamile annelerin birçoğu zihinlerinde, bebekleriyle sesli veya içinden konuşmayı denemiş ve bebeğin kendisini kesinlikle dinlediğini ve anladığını hissetmişlerdir. Yine birçok anne, sakin bir ruh haletine sahip olmanın bebeği için en uygun ortamı hazırladığını da içten gelen bir duyguyla hissetmektedirler.

Hamile kadının sakin ve huzurlu olmasının önemine birçok dini inanış yer verdiği gibi, birçok geleneklerde de, hamile bir kadının bulunduğu ortamın sakin olmasına, kadının sadece güzel şeylere bakıp, huzur verici sesler dinlemesine ve kötü söz konuşmamasına fazlasıyla dikkat etmekteydiler. Bütün bunların olumlu bir anne bebek ilişkisi oluşturacağından elbette şüphe edilemez.

Bebeğiniz, sizin içinizde gelişirken, sizin hissettiğiniz çoğu şeyi hisseder ve yaşadığınız şeylerin bir mislini de o yaşar. Bütün bu olaylar ise bebeğinizde hem ruhsal, hem de bedensel silinmez izler bırakabilir. Eğer siz rahat, sakin ve mutlu iseniz, bebeğiniz de aynı durumdadır. Araştırmacılar, anneye, hoşlandığı ve dinlerken rahatladığı bir müzik dinletildiğinde, bebeğinin kalp atışlarının yavaşladığını tespit etmişlerdir.

Hamile kadınlar üzerinde yapılan bir başka araştırmada, annenin sıkıntılı veya huzurlu olduğu durumlara uygun şekilde bebeğin kalp atışlarının da değiştiğini gözlemlemiş ve annenin ruhsal durumunun kesinlikle bebeğini etkilediğini bildirmiştir.

Başka bir araştırmada da hamile kadınlara hiç hoş olmayan ürkütücü bir film seyrettirilmekte iken, film başından yaklaşık yirmi dakika sonra bebeklerin kalp atışları o kadar hızlanmış ve öyle sert tekmeler atmaya başlamışlardır ki, annelere film gösterimi hemen durdurulmuştur.

Kulakları sağır edecek kadar gürültülü bir pop müzik konserine giden anne adaylarının bebekleri durumdan hiç hoşnut olmadıklarını, çok kuvvetli tekmelerle haber vermişler, hatta bazıları annelerinin alt kaburga kemiklerinin kırılmasına ve karınlarının morarmasına sebep olmuşlardır.

Bebeğin anne karnında geçirdiği zamanın kesinlikle boşuna geçirilen bir zaman olmadığını, tam aksine, dışarıdan gelen uyarıların etkisi altında, çocuğun bütün ömür boyu sergileyeceği ruhsal özelliklerinin ve hayata bakış açısının temelinin burada atıldığını belirtmektedir.

Anne karnındaki cenin, gelişen teknoloji ile daha yakından incelendikçe, anne karnındaki bu bebeğin, aynen büyük insanlar gibi duygu ve hassasiyetlerinin olduğu görülmüştür. Bu konuda yapılan araştırma sonuçlarında, hamilelikleri sıkıntılı ve üzüntülü geçen annelerin bebeklerinin de çoğunlukla sıkıntılı, uykusu düzensiz, çok kusan bebekler olduğunu ve yine böyle hamilelerin erken doğum oranlarının da daha yüksek olduğu belirtilmektedir.

Yine benzer araştırma sonuçlarına göre, annenin yaşadığı aşırı üzüntü veya sıkıntı, beyin ve vücut olarak daha az gelişmiş bebek oluşumuna dahi neden olabilmektedir. Bunun sebebi tam olarak bilinemese de, annenin vücudunda sıkıntı anında üretilen hormonların, annenin kan dolaşımını yavaşlatma etkisi göstererek, bebeğe eşten, çok gerekli olan gıda ve oksijenin daha az gitmesine neden olduğu düşünülmektedir. Bu durum anne vücudunda üretilen hormonların, bebeğin gelişmekte olan sinir sistemine doğrudan yıkıcı etki yapma sebebi de olabilir.

Bütün bu bilgiler, özellikle de geçmişteki veya şu anki hamileliğinizde, yorucu ve sıkıntılı bir dönem yaşadıysanız, endişe verici olabilir.

Bu yüzden birçok anne, rahimdeyken dahi bebeğin hem bedensel, hem de ruhsal olarak çok hassas olduğunu öğrenince ilk olarak kendilerini suçluyor ve “ben ne yaptım?” Hamilelik boyunca eşimle ve akrabalarımla birçok kez tartıştım, hele şu çok yorucu taşınma işi, hamileliğimin son anına kadar da, işimi kaybetmemek için çalışıp durdum. Hem çok yoruldum, hem de çok sinirli ve gergin bir dönem geçirdim.

Eyvah, ya bebeğim bundan olumsuz şekilde etkilenirse?.." gibi bir çok endişeyi içlerinde taşıyabilirler. Ancak, o kadar da korkmanıza gerek yok, her şeyin bir tamiri ve tedavisi olduğu gibi, ruhun da böyle bir durumda iyileştirme ve sonuçları itibariyle olumluya çevirme yolu elbette vardır.

Bir kere, siz en iyisine ulaşmak için elinizden geleni yaptınız. Her ne kadar geçmişi değiştirme gücünüz olmasa da, size, aynı geçmiş üzerine bina edilecek olan geleceğe bugünden şekil verebilme iradesi verilmiş.

Bu anlamda, hem bebeğinizin bedensel ve ruhsal gelişiminde çok önemli olan ilk üç ve altı yılını, hem de sonraki hamileliklerinizde dikkat etmeniz gerekenleri daha iyi biliyor ve bir tepki insanı olarak başkalarının olumsuz etkilerine açık yaşamaktansa, bir etki insanı olarak, diğer insanları ve çocuklarınızı olumlu bir şekilde etkileyen bir anne olmaya adım atmış bulunuyorsunuz.

Eğer bebeğiniz, sıkıntılı ve sorunlu bir hamilelik döneminden sonra doğduysa, şimdi ona ihtiyacı olan bütün sevgi, şefkat, ilgi ve mutluluk verici desteklerinizi hiç esirgemeden ve hiç bir şeyi dert edinmeden verebilirsiniz.

Nasıl sorunsuz bir hamilelik geçirebilirsiniz?

Evet, gerçekten de, eğer çözülemeyecek kadar ağır bir sorun yoksa bütün kadınlar, biraz gayret ederek, oldukça mutlu ve rahat bir hamileliğin tadına varabilirler. Bu elbette, hamileliğin ilk haftasından, son haftasına kadar kesintisiz bir şekilde hoş ve hiç sorunsuz bir hamilelik geçireceksiniz anlamına gelmez.

İster hamile olun, ister olma özellikle bebeğinizin sizin duygularınızı hissettiğini biliyor olmanız, bütün gün onunla konuşarak duygularınızı paylaşacağınız ve her kafadan bir şeyler söylenerek, düşünce ve duygularınızın karışmasına engel olacaktır.

Siz daha çok bebeğinize yoğunlaşın ve onun için, bebeğin anne karnında tepkilerini zenginleştiren güzel şeyler dinleyin, hoş ve temiz bir ortamda bulunun, her gün birkaç saat, bebeğiniz hakkında güzel şeyler düşünün veya onun hak-kında dua edin veya buna benzer sizin için çok özel ve değişik bir şeyler yapın.

Soru: Anne karnındaki bebek acı hisseder mi?

Anne karnındaki bebek korunaklı dölyatağı sebebiyle acı hissetmez

Soru: Anne karnındaki bebek nasıl duyabilir?

Anne karnındaki bebek özellikle ince sesleri duyar. Kalın sesleri de duyar ama kalın sesleri çok iyi algılayamayabilir. Bu tamamen bebeğin kulak yapısının az gelişmiş olmasıyla alakalı bir yandan da rahim duvarının kalın sesleri az geçirmesiyle alakalı. Aslında bu bir anlamda bebek için koruyucu bir şey. Çünkü dışarıdaki çok büyük gürültü rahim içerisine çok iyi bir şekilde yansımıyor.

Hamileliğin özellikle ilk on haftasında bebeğin hayati organları ve vücut sistemi şekil alır, ikinci çeyreğinde bebeğin beyninin hafıza ve ayar bölümleri gelişir ve hamileliğin sonlarına doğru da bebek yeni doğmuş bir bebek kadar olayların farkındadır artık.

Yaşadığım ruhsal sıkıntılar bebeğimi nasıl etkiler?

Yapılan incelemelerde annenin üzgün veya tedirgin olduğunda kan basıncının değiştiği bunun plasentaya (eş) giden kanın oranının atıldığı dolayısıyla da bebeğe daha at gıda ve oksijen gittiği bunun ise bebekte bütün dönemde sorunlara yol açtığı belirlenmiştir. Ancak annedeki bu üzüntünün bebeği çok başka yollardan da etkilemesi mümkündür.

Nitekim doğum öncesi annelere psikolojik destek veren uzmanlar, aşın gergin ve üzüntülü an nenin vücudunda salgılanan hormonlardan bebeğin daha çok etkilendiğini düşünüyorlar. Bu üzüntünün bebek üzerindeki etkilerini ispatlamak oldukça zor olmasına rağmen annelerin hamilelik sırasında yaşadığı sıkıntıların, anne karnındaki bebeklerin, ileriki çocukluk ve erişkinlik dönemleri üzerindeki etkilerini kapsayan uzun süreli bir araştırmaya göre doğuştan gelen şeker hastalığı, aşın kilo, yüksek tansiyon ve alerjik bünyeye sahip olma ihtimallerini arttırmakta olduğu anlaşılmıştır.

Ayrıca bu çocuklarda aşın sinirlilik, dikkat eksikliği gibi davranış bozukluklarının diğer çocuklara göre daha yüksek olabildiğini de gösteren araştırmalar vardır.

loading...
loading...

Çocuklar İçin

Kardeşler Neden Anlaşamıyor?

Evinizin neşe kaynağı çocuğunuzu bir kardeş vermek

+ Devamı

Çocuklarla Empati Odaklı İletişim Kurma

Ebeveynler çocukların dünyasında en önemli

+ Devamı

Küçük Çocuklarda Anneden Ayrılma

Anneleri tuvalete girdiğinde bile kapının önünde durup

+ Devamı

Çocuklarda İnatlaşma

Çocuğunuzun son zamanlarda her söylediğinize "Hayır"

+ Devamı

Hafta Hafta Gebelik

loading...

Bebek İsimleri ve Anlamları

A B C Ç D E F
G H I İ J K L
M N O Ö P R S
Ş T U V V Y Z

mobil veri kurtarma

anne olmaya hazirmisiniz 1

loading...

ünlülerin güzellik sırları

tüp bebek uygulamaları

En meşhur diyetler

Template Settings
Select color sample for all parameters
Red Green Olive Sienna Teal Dark_blue
Background Color
Text Color
Select menu
Google Font
Body Font-size
Body Font-family
Direction
Scroll to top