Haberler :
"İçerdeki Çocuklara" Anaokulu -- "Anneleri cezaevinde olduğu için, parmaklıklar arasında yaşamak ..."
Anaokulu Döneminde Konuşma Yeteneği -- "Ana kucağından ilk defa ayrılmak, yeni ve bilmediği bir ortama uyum ..."
Anne, Baba ve Çocuklar Akıllı Telefon ve Tablet Uygulamasında Buluşuyor -- "Android ve iOS işletim sistemli akıllı telefon ve tablet ..."
Anneler Gününün Tarihçesi -- "Anneler günü, bizleri dokuz ay karnında taşıyan ve belki de ölene ..."
Devletten Yeni Kürtaj Kararı! -- "Tür­ki­ye­’de ya­sak­la­nıp ..."
Dikkat! Bebeğiniz Beyin Felci Olmasın -- "Beyin felci; anne karnında, doğumda veya doğumdan sonraki erken ..."
Eşten Organ Nakline İki Yıl Evlilik Şartı -- "Sağlık Bakanlığı, eşler arasında organ nakli için en az iki yıl ..."
Hasta Haklarınızı ve Sorumluluklarınızı Biliyor musunuz? -- "Hasta hakları, esas olarak insan hak ve değerlerinin sağlık ..."
Okula Başlamadan Okuma Öğrenmeli mi? -- "Okullarda her yıl daha da artan rekabet, sınavlar erken yaşta okumaya ..."
Türkiye'nin İlk Kadın Kariyer Sitesi -- "Ev ekonomisine katkıda bulunmak ve kendi ayakları üzerinde durmak ..."
Doğum sonrası yapılacak işlemler

Bu yazımızda tüm anne ve babalar için bebeğin doğumundan itibaren yapılacak işlemler ve karşılaşılabilecek sorunlar konusuna detaylı bir şekilde değindik. Sabırla okursanız tüm sorunlarınıza cevap bulacağınızı göreceksiniz. Faydalı olması dileğiyle..

1.  Bebeğinizin ismini koyduktan sonra nüfus cüzdanını çıkarınız.

2. Topuğundan kan aldırınız. (Bu iki kez yapılır. 1.si hastanede 2.si aile hekimliğinizde ilk 3 haftada. Ancak 3. günde aldırırsanız, bu tek sefer yeterli olacaktır.) Bu test en sık rastlanan metabolik bir bozukluk olan fenilketonüri hastalığına aittir.

Türkiye'de sair ülkelerden daha sık görülür, neredeyse 4000 doğumdan birinde görüldüğünden testi rutine alınmıştır. En sık geri zekâlılıktan sorumlu metabolik hastalıktır. Testlerde bu hastalık tespit edilirse damardan alınan kanla doğrulama testi yapılır ve size ne yapacağınız ayrıntılı bir şekilde anlatılır, gereken beslenme şekli tedavi olarak verilir. (Bugün ayrıca topuk kanından Biotidinaz, kısmen tiroit fonksiyon testide bakılabilmektedir.)

3. Doğuştan kalça çıkığı için doktorunuza muayene ettirin. Hastanede doğum yaptırdıysanız size doğuştan kalça çıkıklarını tespit etmek için kalça ultrasonu için randevu vereceklerdir.

4. Yine hastanede yapılan doğumlarda neonatal TSH (tiroid testi) bakılacaktır. Bu hormonun eksikliğinde zekâ ve gelişim gerilikleri görülür. Henüz rutine girmemiş olan bu testi biz bebeklerde uzamış sarılık da(vaktinde doğanlarda 7 erken doğanlarda 10 günü geçerse), bebeğin ön ve arka bıngıldaklarında aşırı genişliklerinde(bu durum ayrıca raşitizmde, kalsiyum fosfor D vitamini eksikliklerinde, kemik metabolizma bozuklukları v.b durumlarda da olur),çoğunlukla kabız kalması, bebeğin kas tonusunun zayıflığı olarak tanımlanabilecek durumlarda yani bebek pek hareket etmez pek ağlamaz, kasları güçsüzdür gibi durumlarda isteriz.

Kısacası bu durumları siz eğitiminiz gereği ayırt edemeyeceğinizden aile hekiminize bebeğinizi ilk götürdüğünüzde muayene ettirerek tespit ettirebilirsiniz. Bu hormonun eksikliğini ilk 2 aydan önce tespit ettirmek lazımdır. Bütün organların değişik yaşlarda kullandıkları bu hormon özellikle beyine ilk 2 ayda lazımdır. Beyin gelişimine bu aylarda önemli katkı sağlar.

5. Yine hastanede doğanlara işitme testi yapılmaktadır. Hastanede doğum yapmadıysanız rutine girmemiş bu testleri yine hastanelere başvurarak yaptırabilirsiniz.

6. Bebeğinizin sarılığı uzadı (10. günden sonrada)veya hangi günde olursa olsun ayaklarına kadar mevcutsa hemen doktorunuza başvurun. İlk 15 günden sonra sarılığın düzeyi ne olursa olsun bebeğin kan beyin bariyeri oluştuğu için zarar vermez. Ancak bulunması durumunda neden olan hastalık zarar verebilir. Genel olarak yeni doğan sarılığı tespit etmenin öneminden ötürü doğduktan sonraki ilk günlerde tespit olunur. Bu ilk günlerde en sık nedeni anne-baba kan grubu uygunsuzluklarıdır.

Son adet tarihinin başından itibaren yaklaşık 40 hafta süren bir gebelikten sonra artık bebeğinize kavuştunuz. Sırasıyla yapmanız gerekecek şeyleri sizinle paylaşacağız.

Normal doğumlardan sonra genellikle bebeğiniz 1-2 gün kadar sizi fazla ememeyecektir. Doğum sırasında yaşadığı güçlükler onun 1-2 gün kadar adeta dinlenmesini gerektirecek. Doğumuyla birlikte ona yaradılışı itibariyle verilmiş olan reflekslerinden biz genellikle onun sıhhatini anlarız. Bunlara yenidoğan refleksleri diyoruz. Bunların içine yakalama refleksi(avucuna konan cismi tutma), arama refleksi (dudaklarına yakın temas eden cisme doğru dönüp dudaklarıyla yönelme) ve emme refleksi (dudaklarına temas eden cismi dudaklarıyla ortalayıp emmeyle sonuçlandırma) bunların dışında olan moro, babinsky,.. gibi diğer refleksler hekimlerin değerlendirmesi gereken refleksler olduğundan sizi bunlarla meşgul etmeyeceğim.

Anlaşıldığı gibi bebeğinize verilen bu refleksler onun beslenmesini sağlamak için verilmişler. Her ne kadar siz onu emzirmeğe gönüllüde olsanız, ağzına kadar gelen sütü vücuduna alabilmesi için onun bilmeden de olsa sizi emebilmesi, emdiğini yine otonomik sistemle (istem dışı çalışan) mide barsak sistemine indirebilmesi gerekiyor. Anne karnında amniyon sıvısı içinde yüzerken bebeğinizin tüm ihtiyaçları üstelik sizin kanınızdan almasına rağmen kanlarınız karışmadan göbek kordonu yoluyla oluyordu.

Bildiğimiz gibi hayvanlar doğduklarında sınırlı olan kabiliyetleri çabuk olgunlaşacak şekilde doğarlar. Yani hemen yürürler, gözleri kapalı halde annesinin memesini bulabilir, arılar 45 günlük ömürlerinde hiçbir şey öğrenmeden (öğrenme kabiliyeti de yoktur) ona verilmiş görevleri mükemmel bir şekilde yapar. İnsanoğlu ise dünyaya yalnızca yemek, içmek gibi nedenler için gelmediğinden neye kabiliyeti varsa onu öğrenir ve yapar, yaptığı zamanda ona verilen destek kesilir. Mesela annesi ona süt verir, ne zaman o artık yemek yiyebilecek duruma gelir, süt de kesilir. Annenin hamileliğinde çoğunlukla memelerinden süt gelmezken bebek doğar doğmaz süt gelmeğe başlar. Tabii bunu başlatan sebeplerde mevcuttur. Bu sebepleri biz mantıklı, faydalı, maslahata uygun(ne zaman, ne kadar lazım ona göre v.b) olmalarından dolayı felsefe gözlüğüyle bakınca olağan karşılarız, sanki öyle olması gerekiyordur. Halbuki biz biliyoruz ki hiçbir şey kendi kendine olamaz. Her şey ne kadar akılcı, maksatlı, bilinçli, gösterdiği bütünlük itibariyle bir elden çıkmış olduğunu isbat ediyor değil mi?

Evet, 2. gün dolmuş, 4.güne kadarda bebeğimiz bu arada ağırlığının yaklaşık % 5-10 nunu kaybedecektir. Bunun nedenleri, bu iki günde verimli beslenememe, bu arada vücut rezervlerinden yakma, idrarını, kakasını yapma, fizyolojik ödemi şişliğini kaybetme gibi sebeplerdir. Annenin sütü artık artmış bebeğimizde iştahlıca anne sütüyle beslenmeye başlamıştır. Anne sütünün yeterli olmasını sağlayan en önemli olay başlangıç itibariyle bebeğin anneyi doğumdan sonra refleks olarak ilk yarım saat de emmeye başlamasıdır. Lütfen doğumdan sonra ilk fırsat da kendinizi bebeğinize emzirin bu sütünüzün miktarını arttıracaktır.

Anneler hamilelikte aldıkları kilolardan şikâyetçidirler. Onların bu kilolardan kurtulmasının en kestirme yolu aynı zamanda emzirmektir. Bu yolla günde 500-1500 kalori civarında verebilirsiniz. Tekrar kilo almadan ve sütünüz eksilmeden süt vermek istiyorsanız, sıvı alımını arttırınız. Yanlış olarak anneye yüksek kalorili diyet verilmesi, süt verimini desteklese de anneye uzun zamanda veremeyeceği kiloları kazandırır ki bu anne sağlığı ve bayanların estetik kaygıları içinde tercih edilmeyen bir durumdur. Süt, ayran, meyve, sebze, meyve suyu, temiz su, hoşaf, çorbalar, anne diyetinde bolca bulunmalıdırlar.

Bu tür sıvı içerikli gıdaların kalorileri çok yüksek olmasa da sıvı içerikleri sütünüzü arttıracaktır. Ne kadar fazla sıvı almalıyız derseniz, normalde önerilen bir insan için günlük en az ortalama 2,5-3 litre sıvı almasıdır. Günde ek olarak 1-2 litre süt vermeye başlarsanız kabaca bu kadar daha sıvıyı almanız gerekmektedir. Süt verirken yapılması gereken en önemli şeylerden biri, bebeğin başını emerken asla yatar pozisyonda tutmamak, yatar pozisyona göre yaklaşık en az 45 derecelik açı yapacak şekilde onu dik tutmak gereklidir.

Bebeklerin ilk yaşında en sık, hatta kulak zarının delinmesiyle sonuçlanabilen kulak enfeksiyonu geçirmeleri yatar pozisyonda emzirmekle olur. Bilirsiniz, araçla giderken ani yükseklik çıkar veya alçalırsak kulaklarımız tıkanır. Bunun nedeni kulak zarımıza gelen hava basıncındaki değişimin orta kulağımızda yaptığı basınç değişikliğidir. Bu durumda yutkunmakla çoğunlukla kulağımız açılır. Yutkunarak kulağımızın açılmasının nedeni genzimizle orta kulağımız arasında olan öztaki borusudur.

Bu borunun olmasının bir sebebi de orta kulağımız ile dışarıdaki hava basıncını dengelemektir. Bu boru olmasa idi kulak zarımız bu tür hava basınç değişikliklerinde patlar veya yapısı bozulur ve görevini yapamazdı. Görüyoruz ki bize verilen her şey hesaplı, bilinçli, sınırsız bir ilimle, ustaca, her şeyi kuvvet ve tasarrufu altında bulundurabilecek biri tarafından verilmiş olmalı. Hangi sebep de hem ilim, hem irade, hem kudret (hesaplı, dengeli, sınırsız) beraber bulunabilir? Madem bulunamaz, her şeyin tek olan bir sahibi sizce de olmalı değil mi? Bunların yanı sıra her mükemmel parça başka mükemmellikler ile öyle ilişkili ve bağlantılı ki, her şey bir bütün olarak da mükemmel görünüyor.

Özet olarak bebeğinizi yatar pozisyonda beslemek, onun orta kulağına sütünüzü kaçıracak ve bu sütün koruyucu özelliği geçince orda ki mikroorganizmalar bu besin değeri yüksek gıdayı kullanacak orada rahatça üreyecek ve bir enfeksiyona bu da şiddetine göre işitme kaybına yol açabilecektir. Bebeğiniz her istediğinde onu emzirin. Konu gelmişken size bebeğinizin ağlamasının en sık nedenlerini özetleyeyim. Çünkü bebeğin ağlaması canınızı en çok sıkacak durumların içine giriyor.

Bebeğiniz ağlıyorsa olabilecek ihtimalleri sıralarsak:

  • Karnı açtır.
  • Altı pistir.
  • Pişiği vardır.
  • Karın ağrısı vardır.
  • Hastalıklarda çocuk iştahtan kesilir.
  • Nezle olmuş ise burnu tıkalıdır, bu yüzden sizi rahat ememez açlıktan ve burun tıkanıklığından öfkeli bir şekilde ağlar. Bebekler 6. aya kadar sinüzit olmazlar, nedeni ise sinüs dediğimiz boşlukların kapalı olmasıdır. Yani burnu tıkalıysa çoğunlukla nezle olmuştur.
  • Ateşi çıkabilir.
  • Çiş yani idrarını yapacağı zaman ağlar hatta yapamaz. (Bu arada bebeğinizin bezi pembe renkleniyorsa bunlar ürik asit kristalidir. Endişelenmeyin sıvı yetersizliğinden anne sütü alan bebeklerde daha çok olur. Normal bir durumdur emzirmekten başka bir şey yapmaya gerek yoktur.)
  • İshaldir. Ancak biliniz ki anne sütü alan bebekler günde 5-6 kez kaka yapabilirler. İlk kakası sert sonrakiler kısmen sıvı şeklinde olur. Bu da normal bir durumdur. Karnı ise çoğunlukla gaz ağrısından dolayı ağrıyordur. Bu durumu biraz ilerde daha teferruatlıca ele aldık.
  • Bebeğinizin gazını emzirdikten sonra yeterince çıkartmalısınız. Gazını çıkarttığını midesinden çıkacak olan gark sesiyle anlayabilirsiniz.
  • Aile hekiminiz tarafından size verilecek gaz giderici damlaları kullanmalısınız.
  • Bebeğinizin karnına onu rahatsız etmeyecek derecede sıcak uygulayabilirsiniz. Bunu sıcak su torbalarıyla yapabilirsiniz. Ancak çok sık kullanırsanız bebeğiniz kabızda kalabilir. Bu da istenmeyen bir durumdur.
  • Bazı çaylar bebekleri kısmen rahatlatabilir. Örneğin rezene çayı karın ağrısına iyi gelir ve çocuğu rahatlatır. Kimyon güçlü bir gaz gidericidir, az miktarda çayı yapıp içirilebilir. Anason çayının da gaz giderici, sakinleştirici, hıçkırıklara iyi geldiği bilinir. Daha başka bazı gaz gidericiler de bitkisel olarak mevcuttur.

Bu üç sıkıntısını hallettiniz yine mi ağlıyor. Ya karın ağrısı devam ediyordur ya da hastadır. Hastalığı bu ağrı türlerinden nasıl ayıracaksınız özet olarak açıklarsak:

Bir süre sonra onun ağlarken ne demek istediğini de anlayabileceksiniz. O bütün şikayetlerini ağlayarak anlatırken, şikayetlerinin bitip bitmediğini, keyfinin yerinde olup olmadığını, altımı pis, yoksa karnımı aç, karnı mı ağrıyor, hasta mı? Ağlamasının haline göre anlayabilirsiniz. Bu da sizin onunla fıtri empatinizle oluyor. Yani onu anlamak istemenizle, çünkü o en başta size emanet edilmiş. Bu durum sizin hayatınızı uyku saatlerinizi etkileyip değiştirecek. Normalde kendisinin bu iş için uygun birisi olmadığını düşünen bayanlar bile onlara zahmet verecek olan bu yavruya canlarını bile verecek duruma giriyorlar.

Bu bütün canlılarda da mevcut. Hatta bebek olan tüm canlılara karşı büyük bir muhabbet ve muavenet(yardım etme)hissi tüm mahluklarda var. Bilirsiniz çok korkak bir hayvan olan tavuk bile yavrusunu korumak için olsa arslana bile saldırır. Buna ait çevrenizden çok sayıda gerçek hikayeler dinleyebilirsiniz. Şimdi sizlere güzel bir sır daha anlatacağım, bebeğinizin karnının doymasını istiyorsanız, emzirmeğe başladığınız memeniz bitinceye kadar emzirin, emzirmenin sonlarına doğru bebeğinizin doygunluk hissini algılayacaksınız. Nedeni ise süt vermenin başındaki süt ile bitmeye yakın olan sütün yağ konsantrasyon farklarıdır. Bitmeye yakın daha yoğun yağ içeren süt, bebeğin karnına doygunluk hissi veriyor. Her şey ne kadar ölçülü hesaplı değil mi? Eminim emzirmeye şevkiniz artmıştır.

Emzirdikten sonra yapılması gereken en önemli şey bebeğinizin gazını çıkartmaktır. Bebeğinizin gazını çıkartmak onun daha sonra kusmasını azaltacak hatta engel olacaktır. Gazını çıkartmak için yapacağınız şey, bebeğinizin başı omzunuza veya biraz üstüne gelecek şekilde yukarıda tutup poposuna hafifçe vurmakla olabilir. Bu durumda midesindeki gaz kabarcıkları bir araya gelir ve birleşip daha büyük gaz kabarcıklarına dönüşür, bir yada birkaç seferde ağzından dışarıya çıkarlar. Emdikten sonra yediğini çıkaracak şekilde kusuyorsa veya kustuğu burnundan geliyorsa bu durumu hemen doktorunuzla paylaşın.

Bebeğinizin sütünü emip gazını çıkarttıktan sonra çoğunlukla uyuklamaya başladığını görürsünüz. Altı temiz, gaz ağrısı da pek yoksa keyfine diyecek yoktur. Onu yatağına yatıracağınız zaman başta hafifçe sağa veya sola çevirerek yatırın, ola ki kusarsa kusmuğu solunum yollarını tıkamasın. Bebeğinizi 10-20 dakika sonra artık tam sırtüstü yatırabilirsiniz. 20 dakikadan sonra bebeğinizin kusmasını tespit ettiyseniz bu süreyi uzatmalı, asla yüzüstü yatırmamalı, beslenmesine engel olan kusmalarda yine doktorunuza başvurmalısınız.

Bebeğinizin gaz ağrısı, hasta olmamasına rağmen onu en çok rahatsız edecek ağrılara neden olur. İnsandaki sinir sisteminin özelliğine bağlı olarak ağrı duyusu geceleri daha çok şiddetlenir. Bu durumda gaz ağrısı olan bebekler geceleri ağrıdan yatamazken, tabii yanlarında onlara bakmakla sorumlu olanları da yatırmazlar. Acil servislerde hekimlik yapan çocuk sahibi olmamış hekimlerde durumun şiddetini anlayamadıklarından, gece 3-4'de gelen ne yapsak durmuyor diyen anne babaya pek sempatik bakmayabilirler.

Özellikle erkek çocukları, onları susmamasına ağlattıran gaz ağrılarından çok şikayetçidirler. Kız bebeklerin uykuları bile az yaşadıkları gaz ağrılarından dolayı daha erken düzene girer. Bununda en önemli nedeni kız bebeklerde salgılanan östrojen hormonudur. Östrojen hormonu kızlarda düz kasların kasılma şiddetini azaltarak buna neden olur. Bu kadar çok gaz şikayetinden bahsetmemin nedenini bu iş başınıza gelince anlayacaksınız. Ne kadar zahmet o kadar rahmet varmış.

Peki bu gaz ağrısı için neler yapılabilir, bunları özetleyelim:

Bu tür gaz gidericilerde problem, ne kadar miktarda, ne kadar zaman aralığında, bebeğin hangi aylarında kullanılabilir olduğudur. Bu çayların hazırlanışı da problemlidir. Kaynar suya koyup temiz bir biberonla ılıdığında bebeğinize verebilirsiniz. Bu arada cam malzemeden yapılan biberonları tercih ediniz. Yüksek ısıda plastik malzemeden yapılan biberonlardan plastik kökenli bazen kanserojen olabilen maddeler süte veya içireceğiniz çaya karışabilir. Bebeğinizde beklenmedik alerjik durumlar veya kullandığınız çay malzemesinin doz aşımlarına bağlı yan etkilerini yaşayabilirsiniz. En iyisi siz, rastgele uygulayacağınız yöntemlerden ziyade aslında bitkisel kökenli olan doktorunuzun vereceği tıbbi ilaçları kullanınız.

Gaz giderici ilaçlar çok çeşitlidir ve durumun şiddetine göre çeşitlendirilir. Yani geçmiyor diye çok üzülmeyin, mutlaka daha etkilileri verilecektir. Ama kabul etmek gerekir ki bebekler ağlar, problem bazen ağlayınca değil ağlamayınca mevcuttur. Kendinizi ağlıyor diye perişan etmeyin. Bebeğiniz kendisini çoğunlukla böyle ifade eder.

Şikayetleri yoksa da ileriki aylarda ilgi bekleyecek kucağa alıştıysa adeta "beni kucağına al gezdir" diye ağlayacaktır. Yani size göre önemli olmasa da o her ihtiyacında ağlayacaktır. Daha ileriki yaşlarında bu bazen devam edecek, istediğini vermezseniz ağlayacak, bu yolla sizden istediğini alabildiğini görünce sizi ağlamasıyla zorlayacaktır. Siz ona onun anlayabileceği yaşa geldiğinde onun için gerekliyi ona göstermek, bazen de ağlayarak elde edemeyeceğini anlatmak için ağlasa da almayacak ve kızacaksınız.

İbni Sina gibi bir tıp dâhisi (Avrupa da onun Müslüman olduğunu gizlemek için ona Avicenna demişler.)1000 yıl öncesinden çok doğru olarak çocukların 6 yaşına gelinceye kadar dövülmemesi gerektiğini tespit etmiş, bu yaştan sonra terbiye etmek için(öfkenizi yatıştırmak için değil) zarar vermeden çok gerekirse yapılabilir. Bunun en önemli nedeni çocuğun gelişen zihinsel-duygusal yaşantısında korku ve sıkıntıyı yerleştirmemektir.

Kalp diye tanımlanan onun duygusal yaşantısında yerleşecek bu korku ve sıkıntı onu ileride psikolojik olarak stres taşıyamayan, duygu durumu bozuk, hatta akıl sıhhati bozuk bir insan yapabilir. Her ne kadar sosyo-kültürel olarak gelişmiş insanlarda olsak, öfkelenince birden aslında hiç tasvip etmediğimiz birisi veya bizi yetiştirenlerden birisi haline gelebiliyoruz. Ne kadar mükemmel insanları yetiştirmek istiyorsak ona, o denli az bizde mevcut manevi hastalığın geçmesine çalışmalıyız. Kötü özelliklerimizi başta öfke ve şiddet olarak ona yansıtmamağa çalışmalıyız.

Bebeğinize havalar sıcakta olsa sütünüzden başka bir şey vermeyin. Burada anlatılan her şeyi denediniz, sütünüz yine de yetmiyorsa çaresiz hazır mamalara, imkanınız yoksa inek sütüne geçmek zorundasınız. Hazır mama veya inek sütüne geçseniz de bebeğinize sütünüzü vermeğe devam edin. Hiç bir gıda anne sütünün yerini tutamaz.

Anne sütü alan bebeklerin( en az 6 ay)% 5 puan, almayanlara göre daha zeki oldukları tespit edilmiştir. Bir gıda düşünün ki sadece tek bir gıda olacak, bebek doğduktan sonra 1 yıl içinde bebeği ağırlığının 4 katına, boyunun ise yaklaşık 2 katına çıkmasını sağlayacak ve hiç bir şeyi eksik bırakmayacak. Bu söylenenlerden anne sütünün ne kadar harika bir hediye olduğunu anlayabilirsiniz.

Bu arada inek sütünü ilk üç ayda saf olarak veremezsiniz. İlk 2 ayda en az 1/2 - 1/3 sulandırmanız gerekir(burada 1 sütü temsil ediyor).Çünkü bu gıda, içeriği itibariyle sindirimi zordur ve sindirildikten sonra da böbrekler üzerinde solit yükü oluşturarak böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkiler. İnek sütü alan bebeklerin daha erken demir ihtiyaçları açığa çıkar. Bebeğin gelişimi gecikir. İnek sütü alan bebeklerde daha çok ishal ve hastalıklar olur, çünkü anne sütündeki bağışıklık ürünlerinden yoksundur. Suyu iyi kaynatmazsanız. Bebeğiniz ayrıca sık ishal olacaktır, bu durum onun gelişmesini geciktirir, vitamin, element eksiklerine neden olur. Bu durumda en geç 4. ayda ek gıdaya geçmelisiniz.4 aylık bebekler tabi her şeyi sindiremezler, bu konuda doktorunuzla görüşüp neyi, ne kadar, nasıl vereceğinizi öğrenmelisiniz.

Özet olarak Anne sütünün yerini hiçbir gıda tutamaz. Hazır mamalarda çoğunlukla inek sütünde bulunan kazein adlı proteinin element, vitamin, aminoasitlerle zenginleştirilmesiyle hazırlanırlar. Anne sütünün hastalıklar üzerindeki koruyucu etkisinden daha sayamayacağımız birçok faydasından mahrumdurlar. Daha önce anlattığımız % 5 zeka farkı hazır mamalarla olan bir karşılaştırmadır, yani inek sütüyle bile değil. Umarım bebeğinizi uzun süre emzirebilirsiniz. Benim uzmanlık tezimde Türk ve Alman kız çocukların ilk bir yaşta ağırlık gelişme eğrileri mevcuttu. İlk bir yaşta anne sütü daha çok alan Türk kız bebeklerin gelişmeleri daha hızlı anne sütü alımı kesildikten sonra alman bebeklerin kilo alımı daha hızlıydı.

Bu arada memelerinizin sıhhatine dikkat etmek zorundasınız. Bunun için yumuşatıcı kremleri doktorunuza yazdırmayı unutmayınız. Bundan başka özellikle emzirdikten sonra mutlaka bazı basit antiseptiklerle meme uçlarınızı temizleyiniz. Bu antiseptiklere en iyi örnek basit karbonattır. Bunun için yarım çay bardağı ılık suyu 1 çay kaşığı karbonatla karıştırıp meme uçlarınıza her emzirmeden sonra, temiz bir pamukla sürebilirsiniz.

Bebeğin ağzındaki, meme derisindeki, hatta memelere temas eden her şeyden bulaşabilen mikroplar süt vermek için genişlemiş olan meme başından, emme sırasında oluşacak travmayı kullanıp meme dokusuna geçebilirler. Bu durumda memenizde ağrı, şişkinlik, enfeksiyonlu yerde bölgesel kızarıklık olur. Bu durumda size daha önce anlatılmış olan meme başı bakımına devam edip, hemen aile hekiminize başvurmalısınız. Bu durumu memelerinizde olan şişkinlik hissiyle karıştırmayınız, bu şişkinlik hissine ağrıda eşlik edebilir. Bunun çaresi ise emzirmektir. Ağrının devamında, yine bu durumu hastalıkla ayırt edebilecek olan aile hekiminize başvurarak araştırmanız gerekmektedir.

Bebeğinizin ihtiyaçları ve bunları karşılama yönlerini kısmen sizlerle paylaşmış olduk. Artık altında pişiklerle karşılaşacaksınız. Daha önce belirttiğimiz gibi sert olan ilk kakadan sonra artık bebeğiniz beklemediğiniz kadar çok, günde 5-6 ya varan sayıda ve cıvık kıvamda kaka yapmaya başlayacaktır.

Bu kadar kaka yapma, altının ıslak kalması özellikle mantar cinsi mikropları memnun edecek ve bacak-kasık kıvrımlarından başlamak üzere pişiklere neden olacaktır. Öncelikle mümkün olduğu kadar bebeğinizin altını kuru ve temiz tutun. Bebeklerde özellikle kız çocuklarında altın pisliği tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına da yol açabilir. Temizliğine ve kuruluğa dikkat ettiniz yine de pişik olursa doktorunuza danışarak pişik merhemleri alabilirsiniz.

Sağlık bakanlığımız bebeklere doğduktan itibaren ücretsiz D vitamini damlası (günde 3damla),3. aydan itibaren de ücretsiz demir damlası( sabah akşam 5-6'şar damla) dağıtarak en sık rastlanılan eksikliklerin önüne geçmiştir.

Bu özet olarak verilen bilgilerden istifade etmenizi temenni ederiz. Daha geniş bilgi ihtiyacınızı, doktorunuzla yapacağınız görüşmelerden, sorun söyleyelim köşemizden edinebilirsiniz.

loading...
loading...

Çocuklar İçin

Çocuklarda Fazla Kiloya Dikkat

Obezite vücutta artmış yağ kitlesini ifade eder.

+ Devamı

Kardeşler Neden Anlaşamıyor?

Evinizin neşe kaynağı çocuğunuzu bir kardeş vermek

+ Devamı

Çocuklarla Empati Odaklı İletişim Kurma

Ebeveynler çocukların dünyasında en önemli

+ Devamı

Küçük Çocuklarda Anneden Ayrılma

Anneleri tuvalete girdiğinde bile kapının önünde durup

+ Devamı

Hafta Hafta Gebelik

loading...

Bebek İsimleri ve Anlamları

A B C Ç D E F
G H I İ J K L
M N O Ö P R S
Ş T U V V Y Z

mobil veri kurtarma

anne olmaya hazirmisiniz 1

loading...

ünlülerin güzellik sırları

tüp bebek uygulamaları

En meşhur diyetler

Template Settings
Select color sample for all parameters
Red Green Olive Sienna Teal Dark_blue
Background Color
Text Color
Select menu
Google Font
Body Font-size
Body Font-family
Direction
Scroll to top