Haberler :
"İçerdeki Çocuklara" Anaokulu -- "Anneleri cezaevinde olduğu için, parmaklıklar arasında yaşamak ..."
Anaokulu Döneminde Konuşma Yeteneği -- "Ana kucağından ilk defa ayrılmak, yeni ve bilmediği bir ortama uyum ..."
Anne, Baba ve Çocuklar Akıllı Telefon ve Tablet Uygulamasında Buluşuyor -- "Android ve iOS işletim sistemli akıllı telefon ve tablet ..."
Anneler Gününün Tarihçesi -- "Anneler günü, bizleri dokuz ay karnında taşıyan ve belki de ölene ..."
Devletten Yeni Kürtaj Kararı! -- "Tür­ki­ye­’de ya­sak­la­nıp ..."
Dikkat! Bebeğiniz Beyin Felci Olmasın -- "Beyin felci; anne karnında, doğumda veya doğumdan sonraki erken ..."
Eşten Organ Nakline İki Yıl Evlilik Şartı -- "Sağlık Bakanlığı, eşler arasında organ nakli için en az iki yıl ..."
Hasta Haklarınızı ve Sorumluluklarınızı Biliyor musunuz? -- "Hasta hakları, esas olarak insan hak ve değerlerinin sağlık ..."
Okula Başlamadan Okuma Öğrenmeli mi? -- "Okullarda her yıl daha da artan rekabet, sınavlar erken yaşta okumaya ..."
Türkiye'nin İlk Kadın Kariyer Sitesi -- "Ev ekonomisine katkıda bulunmak ve kendi ayakları üzerinde durmak ..."

Oğlumuz doğumundan itibaren fiziksel ve ruhsal gelişimini sağlıklı devam eden bir çocuktu; anormal hiçbir davranış ve özelliği yoktu.

5 yaşında anaokuluna başladı. Her şey çok yolunda gidiyordu; okula alışma döneminde hiçbir uyum sorunu yaşamadı. Okulda renkler ve sayılarla ilgili çalışmalar yapılmaya başlamıştı. Oğlumuz 5 yaş grubunda sayılar ve renklerle ilgili sıkıntılar yaşıyor, akranlarına oranla zorlanıyor, akranlarının seviyesinden geride ilerliyordu. Ardından 6 yaş grubuna başladı. Aynı sorunlar devam ederken bir de işin içine harf sıkıntıları girmeye başladı. Ancak sayılar, renkler ve harflere karşı o kadar ilgisizdi ki biz onun dikkatini çekmediği için zorlandığını ve öğrenemediğini düşünüyorduk. Ayrıca anaokulunda sürekli ayakkabılarını ters giyiyordu.

Bu yaş grubundaki eğitimcilerin öncülüğü çok önemli… Önemli çünkü 5 yaş dönemindeki eğitimciler bizi aydınlatsalardı, bizler de daha erken yol alabilirdik.

Ve… en sonunda birinci sınıf için okul araştırmaları yapmaya başladık. Nihayet oğlumuz ilkokul 1.sınıfa başladı. Başladığı okulda, yine herhangi bir uyum sorunu yaşamadı. Okulda arkadaşları tarafından da çok sevilen bir çocuktu. Okuldaki alışma devresinin akabinde, okuma yazma çalışmaları başlamıştı ve her şey bundan sonra başladı.

Oğlumuz çizgi çalışmalarında, harfleri öğrenmede ve yazmada çok zorlanıyor ve bir türlü başarılı olamıyordu. Bizler de anne baba olarak onun durumunu anlamakta zorlanıyor ve işi onun tembelliğine yoruyorduk. Ona, okulda verilen ödevleri yapması için sürekli baskı yapıyorduk. Ancak bir süre sonra baktık ki küçücük bir çocukla didişiyoruz ve ilişkilerimiz de giderek bozuluyor. Bu durum hem onu hem de bizleri çok yıpratıyordu. Süreç böyle devam ederken; öğrenmede bir sorun olduğunu sezinliyorduk. Sınıf öğretmeniyle bu durumu ve nedenlerini konuştuğumuzda ise öğretmenin, bu durumdan herhangi bir kaygı duymadığını gözlemliyorduk.

Öğretmenimize, “Oğlumuz öğrenme sürecini arkadaşlarından çok geriden takip ediyor, harfleri öğrenemiyor, yazamıyor… Oysa diğer çocuklar okuma yazma kısmına geçtiler. Acaba oğlumuzun öğrenme ile ilgili bir sıkıntısı olabilir mi?” dediğimizde; bize “Abartmayın canım, aslan parçası gibi bir çocuğunuz var. Bu süreç çok normal, bazı çocuklar daha yavaş ve geç öğrenir. Bir bakarsınız oğlunuz zamanla onları geçer” diye ifade ediyor bizim bu yöndeki kaygı ve çabalarımızı abartılı ve gereksiz görüyordu. İlkokul 1.sınıfın sonuna geldiğimizde, maalesef oğlumuz henüz okuma yazmayı çözememişti ve bizler onun sınıf ortamında yaşayabileceği sorunları ve içinde bulunduğu psikolojiyi düşündükçe üzülüyorduk…

Eşimle, yaz tatili döneminde okuma ve yazmayla ilgili kaynaklar alıp, ona evde kendi çabalarımızla okuma yazma öğretmeye çalışıyorduk. Ancak öğrenme süreci istediğimiz gibi gitmiyor ve istediğimiz sonucu bir türlü alamıyorduk. Sonrasında başka bir Sınıf öğretmeninden bir süreliğine yardım almamıza rağmen maalesef sorunu bir türlü çözemiyorduk…

Bütün bu süreçlerden sonra oğlumuzu bir uzmana götürmemiz gerektiğini anladık ve bu konuda oldukça yetkin bir pedegogla çalışmaya başladık. Pedegog; önce bizi ardından oğlumuzu ve yaşadığımız süreci dinledi. Oğlumuza uygulanan WISC-R testi ve yapılan çalışmalar sonrasında ise sınıf öğretmenimizin aslan parçası dediği oğlumuza disleksi tanısı konuldu.

Disleksi sözcüğünü ilk kez duyuyorduk. Oğlumuz hem yazma, hem okumayla ilgili öğrenme güçlüğü yaşıyordu. Ayrıca dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite de işimizi zorlaştıran başka bir boyuttu. Araştırdığımızda disleksinin bir öğrenme zorluğu olduğunu öğrendik. Meğer normal insanlar öğrenme için beyinlerinin sol ön loblarını kullanırken, disleksi olan bireyler öğrenmede beynin sol ön loblarını kullanmakta zorlanan kişilermiş. Bazı harf ve sayıların birbirine karıştırılması, tersten algılanıp okunması, yazma güçlüğü çekilmesi… Asıl sorunları hafıza ve dil ile ilgiliymiş. Çoğu disleksinin en büyük düşmanları kitap, yani okuma ile yazmakmış. Gerçekten bu belirtilerin birçoğu bizim çocuğumuzda da görülüyordu.

Albert Einstein, Mozart, Leonarda da Vinci, Thomas Edison, Walt Disney, Bill Gates, Can Dündar gibi birçok ünlünün disleksi olduğunu da öğrenmiş olduk. Disleksik çocukların çok zeki olduklarını, ancak farklı öğrenme stil ve becerileri ile zekâlarını daha iyi kullanabilmeleri ve öğrenme becerilerinin mutlaka desteklenmesi gerektiğini de öğrenmiş olduk.

Bu öğrenmeler bizim ufkumuzu açtı. Hem öğreniyor, hem de aldığımız destekle oğlumuza daha çok katkı verme çabalarımız arttı. İlk başlarda bizler için çok yorucu ve zorlu bir süreçti… Zira onunla çalışmalar yapılıyor ve devamında da bizim, evde yaptığımız tekrar çalışmaları ve egzersizlerle öğrenme sürecini pekiştirmemiz gerekiyordu. Fakat çok zorlandığı için tekrar yapmak istemiyordu ve bizi bu anlamda çok zorluyordu. Bir anne olarak öyle zorlanıyordum ki sürekli bu konuyla ilgili araştırmalar yapıyor ve sürekli “başka ne yapılabilir” diye düşünüyordum. Pedagogla çalışmalarımız devam ederken, Denizli’de Disleksi Derneğinin düzenlediği bir seminere katıldık. Bu farkındalığımızı artırdı. Bizlerle aynı sorun ve süreçleri yaşayan insanların deneyimlerinden yararlandık. RAM’a başvurarak rapor çıkarttık… Okula verdiğimiz raporla okulun katkısını artırdık. BEP (Bireysel Eğitim Planı) ile hem öğretmenleri işin içine katılmış oldu, disleksi ile ilgili farkındalık yaratılmış oldu hem de aldığımız bireysel çalışmalarla oğlumuzun özgüveni artmış oldu. Bu rapor sonucunda; dışarıdan özel bir kurumdan üç yıl eğitim ve öğretim desteği aldık. Oğlumuzun sosyalleşmesinde, iletişim kurmasında, yaşadığı süreci normal karşılamasında büyük katkısı oldu.

Artık çok hızlı olmasa da yavaş yavaş okuyabiliyordu ancak yazma konusu neredeyse hiç yoktu. Yazı yazsa bile yazısı asla okunamıyordu. Eğitim süreci devam ederken pedegogumuzun tavsiyesiyle disleksik çocuklarla çalışan bir hızlı okuma eğitimine başladık

Onunla yaz tatili döneminde disleksi tanısı koyan bu konuda uzman ablası ile 15 günlük bir çalışma yaptık. Bu durum bizim ilişkilerimizde, oğlumuzun çalışmalarında bir dönüm noktası oldu. Yapılan çalışmalar bizim yol haritamız oldu adeta… Artık birçok şey yoluna girmiş, nasıl bir yolda devam edeceğimizi görebiliyorduk. Yine bu süreçlerde oğlumuzu vurmalı çalgılar kursuna gönderdik, yüzmeye başladı, basketbol kursuna gitti. Bu faaliyetler onun el-göz koordinasyonunu sağlayarak iletişimini artırdı, daha organize olmasını sağladı. Başarabilme duygusunu tattıkça rahatladı, özgüveni arttı ve sorunları yavaş yavaş geride bırakmaya başladık. Eğitimler devam ettikçe onda gözlemlemeye başladığımız olumlu değişiklikler bizleri fazlasıyla mutlu etti, etmeye devam ediyor.

Oğlumuz şimdi 6.sınıf öğrencisi. Artık kitap da okuyor yazı da yazıyor. J İlkokul yıllarında “Bu çocuk yeter ki okumayı söksün başka bir şey istemem” dediğimiz oğlumuz, aldığı eğitim ve destek, yaptığı çalışmalar sonucunda şu anda oldukça iyi bir durumda… Daha huzurlu ve mutlu bir çocuk… Geleceğe daha umutla bakıyor.

Sonuçta öğrendiklerimiz; anne ve babalar öğrenme güçlüğü olan çocuklarla çalışırken çok sabırlı olmalılar, ne kadar zor olduğunu ancak öğrenme zorlukları olan çocukların ebeveynleri bilirler. Ancak öğrenme güçlüğü olan çocukların kendilerine ait çok ama çok özel yetenekleri var ve oldukça keyifli çocuklar.

Onları anlayabilmek, onlara sevgi ile yaklaşabilmek, süreç çok zor olsa da sabır göstermek ve onları yüreklendirmek, özgüven aşılamak çok ama çok önemlidir.

Elbette ilk başlarda “başaramayacağız” dediğimiz, umutsuzluğa kapıldığımız çok zamanlar oldu. Ancak sevgi, eğitim, emek ve sabırla inanın her türlü sorun çözülebiliyor.

En önemli şey onlarda var olan yetenekleri ortaya çıkarmak, başarılılarını takdir etmek, başarısızlıklarında ise desteklemek, yüreklendirmek... Mutlu bir insan olduklarını, yaşamdan keyif aldıklarını görmek en önemli hedefimiz olmalı…

Ve şu anda yaşadığımız duygu; onun gibi bir çocuğa sahip olduğumuz için çok şanslıyız, çok mutluyuz.

Nur (Karaman) Ağdelen

Uzm. Psikolojik Danışman

loading...
loading...

Çocuklar İçin

Çocuklarda Fazla Kiloya Dikkat

Obezite vücutta artmış yağ kitlesini ifade eder.

+ Devamı

Kardeşler Neden Anlaşamıyor?

Evinizin neşe kaynağı çocuğunuzu bir kardeş vermek

+ Devamı

Çocuklarla Empati Odaklı İletişim Kurma

Ebeveynler çocukların dünyasında en önemli

+ Devamı

Küçük Çocuklarda Anneden Ayrılma

Anneleri tuvalete girdiğinde bile kapının önünde durup

+ Devamı

Hafta Hafta Gebelik

loading...

Bebek İsimleri ve Anlamları

A B C Ç D E F
G H I İ J K L
M N O Ö P R S
Ş T U V V Y Z

mobil veri kurtarma

anne olmaya hazirmisiniz 1

loading...

ünlülerin güzellik sırları

tüp bebek uygulamaları

En meşhur diyetler

Template Settings
Select color sample for all parameters
Red Green Olive Sienna Teal Dark_blue
Background Color
Text Color
Select menu
Google Font
Body Font-size
Body Font-family
Direction
Scroll to top