Haberler :
"İçerdeki Çocuklara" Anaokulu -- "Anneleri cezaevinde olduğu için, parmaklıklar arasında yaşamak ..."
Anaokulu Döneminde Konuşma Yeteneği -- "Ana kucağından ilk defa ayrılmak, yeni ve bilmediği bir ortama uyum ..."
Anne, Baba ve Çocuklar Akıllı Telefon ve Tablet Uygulamasında Buluşuyor -- "Android ve iOS işletim sistemli akıllı telefon ve tablet ..."
Anneler Gününün Tarihçesi -- "Anneler günü, bizleri dokuz ay karnında taşıyan ve belki de ölene ..."
Devletten Yeni Kürtaj Kararı! -- "Tür­ki­ye­’de ya­sak­la­nıp ..."
Dikkat! Bebeğiniz Beyin Felci Olmasın -- "Beyin felci; anne karnında, doğumda veya doğumdan sonraki erken ..."
Eşten Organ Nakline İki Yıl Evlilik Şartı -- "Sağlık Bakanlığı, eşler arasında organ nakli için en az iki yıl ..."
Hasta Haklarınızı ve Sorumluluklarınızı Biliyor musunuz? -- "Hasta hakları, esas olarak insan hak ve değerlerinin sağlık ..."
Okula Başlamadan Okuma Öğrenmeli mi? -- "Okullarda her yıl daha da artan rekabet, sınavlar erken yaşta okumaya ..."
Türkiye'nin İlk Kadın Kariyer Sitesi -- "Ev ekonomisine katkıda bulunmak ve kendi ayakları üzerinde durmak ..."
Motivasyon

Motivasyon, Latince "harekete geçmek" kökünden gelir. "Bir hareket için istek duymak" demektir. Bu istek içeriden ya da dışarıdan kaynaklanabilir. Bugünkü yaklaşımlar açısından baktığımızda; insanların herhangi bir konuya motive olması için üç temel özellik vardır.

Bunlardan birincisi yeterliliktir. Kişinin birisi yaparken motive olması için kendisini yeterli hissetmesi gerekir.

İkincisi, çaba ile ödül arasındaki ilişkidir. Bu, her başarının arkasından mutlaka olumlu bir ödül gelmesi anlamını içermez.

Üçüncüsü ise, kişinin iş üzerinde kontrol olanağının olmasıdır.

Bu özellikler motivasyonun çok genel çerçevesidir. Bunun ötesinde motivasyonun içsel ve dışsal kaynakları vardır. Dış motivasyon, kişinin kendiliğinden yapmayı istemediği işler konusunda, kendi dışındaki güçlerle ikna edilmesi olarak ifade edilebilir.

İç motivasyon ise, başkaları tarafından zorlama olmaksızın, insanın kendisinin ve yeteneklerinin farkında olarak hedefler belirlemesi ve bu hedeflere ulaşmak için harekete geçmesidir. İnsanlar yeterli olmadıkları bir konuda, zorunluluk nedeniyle ancak belirli bir ölçüde dış faktörler aracılığıyla istek duyar gibi yapmaktadırlar. Bunun eğitimdeki karşılığı "istemeyerek çalışmak"tır. Öğrenmek için değil de, zorunlu olduğu için, not almak için çalışmaktır.

İş yaşamındaki karşılığı ise, kovulmayacak kadar çalışmaktır. Dış ödüller, iş yaşamında parasal, aile yaşamında da maddi değer taşıyan ödüllerdir. Bu tarz ödüller maalesef iç motivasyonu öldürür ve hiçbir zaman iyi bir motivasyon aracı değillerdir. Çocuk, doğal olarak yapması gereken davranışlarla ilgili olarak aileden ödül almaya başladığında, bu duruma yavaş yavaş alışır.

Bu alışkanlık aslında yaşamın bütünü için çok tehlikeli bir durumdur. İş yaşamı açısından baktığımızda maddi ödüller sadece elle İş yapan İnsanlar için yararlıdır. "100 tane bitirirsen x lira, 110 tane bitirirsen y lira alacaksın" denilebilir.

Satış alanında kullanılan bu yaklaşımın, motivasyona kısıtlı bir etkisi vardır. Yapılan iş, bilişsel dayanağı olan yaratıcılık gerektiren yani insanın beynini ortaya koyması gereken bir iş ise, maddi ödüllerin performansı düşürücü bir etkisi vardır.

Dış ödüller tetikleyici olarak başlangıçta kullanılabilmektedir.

İş yaşamı açısından bakarsak, maddi ödülün karşılığında verilecek olan ödül parasal değerinin dışına taşırılarak kullanılmalıdır. Örneğin, bir maaş ikramiye vereceğiniz biri varsa, onu eşi ile tatile göndermek daha iyi bir ödüldür. Ama insanlara "Ne istersiniz?" diye sorarsanız, insanlar parayı ister. Para geldiği anda harcanır ama o tatilin anısı yaşam boyu sürer. Üstelik aileyi işin işine katmanın İşe bağlılık açısından da avantajları vardır.

Bazen okul ortamında bizler ya da evde anne babalar çocuklar istenen davranışı gösterdiğinde küçük ödüller kullanabiliyoruz.

Örneğin, okulda oyun odasında istediği bir arkadaşı ile 20 dakika oyun oynaması gibi. Bu doğru bir yöntem midir?

Bu uygun bir yöntemdir. Temelinde birlikte hareket etmeye dayanıyor. Ancak maddi değeri olan ödüllerle davranış geliştirmeye çalışmak istenmeyen sonuçlar verebilir. Yani maddi ödüller tetikleyici olarak çocuğun İhtiyacına göre kullanılabilir ama bunun bir ölçüsü olmalıdır.

Aileler, büyük çoğunlukla çocuklarına yeterli zaman ayırmadıkları için, çocuklarına ayırabilecekleri zamanları da kendileri kullandıkları için, onlara ne kadar çok eşya alırlarsa, onları daha çok mutlu edeceklerini düşünüyorlar. Bu durum, çocuklarımız üzerinde yaratmaya çalıştığımız etki ve verdiğimiz değerle ilgisi olmayan sonuçlar doğurabiliyor.

Bu şekilde yetiştirilen çocuklar yaşamdaki varlık nedenlerini tanımlarlarken; kullandıkları ifadenin 'mutlu ve başarılı olmak' olduğu görülmektedir. Bu boş bir hayat yaşamanın en kestirme formülüdür. Bunların her ikisi de gerçekleşmeyecek amaçlardır, soyutturlar.

Başarı; baktığınız çizgi ile ilgilidir.

Üstüne bakarsanız kendinizi sinek kadar değersiz hissedersiniz, sizin yaşınızda neler yapmış olanlar vardır, altına bakarsanız kendinizi dev aynasında görürsünüz. Çünkü mahalle ve okul arkadaşlarınız arasında sizin bulunduğunuz yere gıpta eden onlarca kişi çıkar. Dolayısıyla başarı 'potansiyeli yaşama yansıtabilmektir, daha doğrusu potansiyelinizi yaşama yansıttığınıza inanıyorsanız, siz başarılısınızdır.

Bu çocuğunuz için de geçerlidir. Mutluluk da aynıdır aslında. Mutluluk, elde edeceklerimizin bize vereceği bir duygu değildir, tam tersine elde edeceklerimizle mutlu olmaya çalışmak 'deniz suyu içerek susuzluk gidermektir.' Mutluluk mekanizması beyinde, cinsellikle aynı yol üzerinden çalışır.

Zirveye çıktıktan sonra aşağıya inilir. Ne kadar sık mutluluk elde ediyorsak, sahip olduklarımız o kadar az haz vermeye başlar. Haz ve mutluluk kısa süreli olur. Ailelerin içine düştüğü tuzak budur. Çocuklarına para ve paranın sağlayacağı olanaklarla, en iyi yaşamı sağlamaya çalışmak ve onlarla az zaman geçirmek bugünkü anne babanın sorunudur.

Bu şekilde yetişen gençlerin yaşam başarısını elde etmesi azalma görülmektedir.Çünkü kişinin değeri ancak başarılı olması ile eşdeğer görülüyor. Başarılı olduğu zaman; iyi, doğru, değerli ve güzel. Peki, başarısız olunca ne olacak? Kötü, yanlış, çirkin, değersiz. Bu duruma düşmemek için çocuk yalan söylemektedir.

Anlamlı bir yaşam nasıl mümkün olur?

Kendisini aşan bir amaca hizmet etmekledir. Onun için mutlu ve başarılı çocuklar yetiştirmek bir ham hayaldir, gerçekleşmeyecek bir amaçtır ve çoğu zaman çocuklara zarar verir. Kendini düşünen, sadece kendisi için yaşayan insan haline gelmektedir.

Bir düşünür demiş ki; kendisi için yaşayan insanın ölümünden dünya kazançlı çıkar. Ne yazık ki, yetiştirdiğimiz çocukların çoğunluğunun değerleri; başarılı olmak, para kazanmak, toplumda güç kazanmak, güzel ve yakışıklı olmaktır. Eğer biz bunu kendini aşan bir amaca hizmet etmeye dönüştürebilirsek, yaşam başarısı ve mutluluk beraberinde gelir. Bunun için eğitim kurumlarına çok büyük görev düşmektedir.

Okul içerisinde, çocukları bu yönde bilinçlendirme şansına sahipsiniz. Çocuklara anlamlı bir yaşamın kapılarını nasıl açacaklarını öğretin. Yardım etmenin, iyilik yapmanın, aslında başarılı olmaktan, iyi not almaktan daha iyi bir yaşam felsefesi olduğuna onları inandırın. Hepimiz biliyoruz ki, eğitim başarısı ve iyi yaşam başarısı arasındaki ilişki orta ve ortanın biraz altındadır.

Felsefi bir dönüşüm gerekli

Günümüzde gençlerle ilgili anne babaların, okulun, öğretmenlerin en temel beklentisi onların okulda başarılı olmasıdır. Dolayısıyla burada çok büyük bir transformasyon gereklidir. Peki, ne yapılabilir?

Anne babalara; çocuklara kazandıracakları yaşamdaki en önemli değerlerin iyilik yapmak ve arkadaşlık etmek olduğu fark ettirilmelidir.

Çünkü arkadaşlık ortak geçmiş yaratmaya olanak verir ve hoşgörü gerektirir. Anne-babaların kazandırması gereken bir diğer değer ise, çocuklarını anlamlı bir yaşam sürdürmeye özendirmektir.

Anlamlı bir yaşam da kendini aşan bir amaca hizmet etmekle mümkündür. Dolayısıyla bu değerleri kazandırabilmek çocukla etkili zaman geçirmeyi gerektirir. Kendi yaptığım yanlışlardan da yola çıkarak anne babalara her zaman tatillerini arkadaşlarıyla geçirmemeleri önerilmektedir. Çünkü aileler genellikle çocuklarının yaşıtı olan ailelerle tatile gidiyorlar. 0 zaman çocuklar bir ekip, kendileri bir ekip oluyor ve herkes kendi dünyasında mutlu, tatilini yapıyor.

Aslında tatiller çocukların dünyasına girilebileceğimiz, onları dinleyip, anlayabileceğimiz, onlara değerlerimizi aktarabileceğimiz, üzerimizde zaman baskısının olmadığı en değerli zamanlardır. Oysa ki, günümüzde anne-babaların çocuklarla etkili zaman geçirmek yerine çocuklara çok eşya satın alınarak onları mutlu etme çabası içinde olduklarını görülmektedir. "Ben çocuğum için çalışıyorum. Okul taksitini ödemek için çalışıyorum" savunmasını çok sık yapılmaktadır. Dolayısıyla onlara iyi bir yaşam vermek için zaman ayıramıyorlar. Aslında bu doğru bir beyan değil, bu bir rasyonalizasyondur.

Günümüzde çocukları aşırı müdahaleyle büyüttüğümüz için iç motivasyonlarını da ortadan kaldırılmaktadır.

Çocuk ne yapıyorsa, anne baba "yapma" diyor. Ne yapmıyorsa onu "yap" diyor. Zaten çocuğun iç motivasyonunu bu şekilde ortadan kaldırıyoruz. Çocuklarla beraber oldukları zaman anne babaların sürekli yaptığı 10 müdahaleden 8'nin gereksiz olduğunu görülmektedir. Anne babalardaki bu tutumu değiştirilmesi gerekmektedir.

Olumlu tutum ve iyimserlik arasındaki fark nedir?

Olumlu tutum, bir olay karşısında değiştirebileceğinize odaklanmaktır. Olumsuz tutum, değiştiremeyeceğiniz, gerçekleşmiş durumlara odaklanmaktır. "Allah kahretsin neden oldu? Keşke söylemeseydim. Ayağım kırılsaydı da gitmemiş olsaydım. Niye ben, niye beni buldu?" Bütün bunlar değişmeyecek olan olumsuz olana odaklanmaktır. Ama değiştirebileceğimiz olumlu olana odaklanırsak, düştüğümüz zaman kalkabiliriz.

Bu iç motivasyondur. Yaşamda insan elinden geleni yapıyorsa, o zaman yeterlilik duygusunu da yaşar. İç motivasyonu sağlamanın bir diğer yolu da, söyleşinin başında söylediğim gibi, çalıştığı iş üzerinde kişinin kontrol imkanına sahip olmasıdır.

Çocuklar açısından baktığımızda ise, dersleriyle ilgili zaman yönteminde kontrol imkanına sahip olmak onların iç motivasyonu arttıracaktır.

Motivasyon konusunda kültürlerarası farklılıklar var mıdır?

Japonya, Kore gibi ülkeler de görev bilinci çok yüksek ve bu onlar için önemli bir değer yargısıdır. Biz çocuklarımıza gereğinden fazla müdahale ettiğimizden, görev bilinci ile ilgili değeri oluşturmakta güçlük çekiyoruz. Bizler, çocuklarımıza yaşamlarının kontrolünü vermiyoruz. Aslında değerler, iç motivasyon kaynaklarıdır. Söz ettiğimiz bu ülkeleri yöneten kişilerin isimleri, kendi değer yargıları ile örtüşmeyen bir olaya karıştığında intihar bile edebiliyorlar.

Dış motivasyonla yetişmiş bir çocuğun iç motivasyonun geliştirilmesi mümkün müdür?

Her durum değiştirilebilir. Sadece ne kadar geç harekete geçerseniz, o kadar yüksek bedel ödemek zorunda kalabilirsiniz. Aslında, anne babaların kendi tutumlarını ya da dünya görüşlerini değiştirmeleri, çocuklarının iç motivasyonlarını artırmada önemli bir adımdır. Ancak yıllardır süren davranış biçimlerini değiştirmek çok güçtür. Bu nedenle, ilk olarak, çocuklarımızı daha çok iyilik yapmaya ve o iyilikten haz duymaya teşvik etmeliyiz.

Arkadaşlık ilişkilerini kurmalarında ve sürdürmelerinde desteklemeliyiz. Ayrıca onları, kendilerinden daha az şanslı olanlara el verecekleri aktivitelerin içine girmeye teşvik etmeliyiz.

Çocuklarımızın anlamlı bir hayat yaşamalarını sağlamalıyız, bu ancak maneviyatla mümkündür. Maneviyat, kendini aşan bir amaca hizmet etmektir. Bu nedir? Ağaç dikmekten tutunda her konu ile ilgili olabilir. Bunun tek başına bir formülü yoktur. Ama kesin olan bir durum var ki, biz çocuklarımızda "vicdan" geliştirmiyoruz. Bu gelişmediğinde de, çocuklarımız "Bana bunun yararı nedir? Bundan nasıl bir kazancım olabilir ki?" diye düşünebiliyorlar.

Dolayısıyla sizler de okulda çocukları, arkadaşlığı, birlikte hareket etmeyi, iyilik yapmayı öğretecek aktivitelere yönlendirebilirsiniz. Yurt dışındaki görevim sırasında, oğullarımızın gittiği okulda sizlere söz ettiğim türde etkinlikler organize ediliyordu. Çocuklar bir "hayır işi" için koşu yarışına katılıyor, bizlerde destekledikleri hayır kurumuna katkıda bulunmaları için çocuklarımıza para veriyorduk. Onların, başkaları için iyilik yapmasını desteklemiş oluyorduk.

Başkası için iyilik yapmak, manevi anlamda mutluluk verir. Toplumumuzda, kişileri motive etmek için olumsuz ifadeler de kullanılıyor. "Böyle giderse sınıfta kalırsın. Bizim zamanımızda bu şartlar yoktu ama bizler okuduk." gibi. Bu ifadeler çocukları harekete geçirmek için kullanılıyor ancak acaba işe yarar bir yöntem midir? Ya da bunun bir dozajı var mıdır? Kullanılır ama çok sık da olmamalıdır gibi.

Bunların hangi bağlamda kullanıldığı önemlidir. Örneğin, çocukla konuşurken, "Sen bu şekilde çalışmaya devam edersen ne olacağını düşünüyorsun?" derseniz başkadır. "Böyle giderse sınıfta kalırsın!" demek başka bir ifadedir. Her ikisi de durum tespitidir ama yarattığı etki farklıdır. İnsanları olumsuz sonuçlardan haberdar etmek gerekir. Ancak bu mesajları verirken, bire bir mesajın iletilmesi gereklidir.

Bunların herkesin içinde söylenmesi zaten mesajın etkisini ortadan kaldırır. Biz mesaj vermeden, karşımızdaki kişinin vermek istediğimiz mesajı anlayabileceği soruları sormamız gereklidir.

Başka bir ifadeyle, karşımızdaki kişinin kendi durumunu nasıl değerlendirdiği ile ilgili sorular sormalıyız. Eğer çocuk kendine dönmüyorsa, bu bizim yargılayıcı tavrımızdan kaynaklanıyor olabilir. Biz çocuklarımıza koçluk yaparken, onlara doğruları buldurmaya çalışmalıyız.

Sonuç olarak;

Motivasyonu geliştirmek için, okul ortamlarında değerler eğitimini ön plana çıkarabilirsiniz. Bu eğitimlerde; öğretmenler, aileler ve yöneticiler birlikte hareket etmelidirler. Yapılan araştırmalar, değerler konusunda hatırlatmaların önemli olduğunu göstermektedir. Değer yargıları olan bireylerin yaşama dair motivasyonları güçlü ve anlamlı olmaktadır.

Motivasyon, daha önce de değindiğim gibi, iş üzerinde kontrol imkanı, yeterlilik ve çaba ile ödül arasındaki ilişkiyle açıklanabilir. İnsan kendisini yeterli hissetmediği bir konuda motive olamaz. Öğretmenlere de biz bazen imkansız bir misyon yüklüyoruz. Yeterli beceriye sahip olmayan bir çocuğa o alanı sevdirmesini bekliyoruz.

Her çocuk öğrenir ama her çocuk kendi hızında öğrenir. Çocuk, doğal olarak, hızlı öğrenenler karşısında kendisini yetersiz hisseder. Davranış problemleri geliştirir veya o konuya kendisini kapatır. Bunlar kaçınılmazdır.

loading...
loading...

Çocuklar İçin

Çocuklarda Fazla Kiloya Dikkat

Obezite vücutta artmış yağ kitlesini ifade eder.

+ Devamı

Kardeşler Neden Anlaşamıyor?

Evinizin neşe kaynağı çocuğunuzu bir kardeş vermek

+ Devamı

Çocuklarla Empati Odaklı İletişim Kurma

Ebeveynler çocukların dünyasında en önemli

+ Devamı

Küçük Çocuklarda Anneden Ayrılma

Anneleri tuvalete girdiğinde bile kapının önünde durup

+ Devamı

Hafta Hafta Gebelik

loading...

Bebek İsimleri ve Anlamları

A B C Ç D E F
G H I İ J K L
M N O Ö P R S
Ş T U V V Y Z

mobil veri kurtarma

anne olmaya hazirmisiniz 1

loading...

ünlülerin güzellik sırları

tüp bebek uygulamaları

En meşhur diyetler

Template Settings
Select color sample for all parameters
Red Green Olive Sienna Teal Dark_blue
Background Color
Text Color
Select menu
Google Font
Body Font-size
Body Font-family
Direction
Scroll to top