Haberler :
"İçerdeki Çocuklara" Anaokulu -- "Anneleri cezaevinde olduğu için, parmaklıklar arasında yaşamak ..."
Anaokulu Döneminde Konuşma Yeteneği -- "Ana kucağından ilk defa ayrılmak, yeni ve bilmediği bir ortama uyum ..."
Anne, Baba ve Çocuklar Akıllı Telefon ve Tablet Uygulamasında Buluşuyor -- "Android ve iOS işletim sistemli akıllı telefon ve tablet ..."
Anneler Gününün Tarihçesi -- "Anneler günü, bizleri dokuz ay karnında taşıyan ve belki de ölene ..."
Devletten Yeni Kürtaj Kararı! -- "Tür­ki­ye­’de ya­sak­la­nıp ..."
Dikkat! Bebeğiniz Beyin Felci Olmasın -- "Beyin felci; anne karnında, doğumda veya doğumdan sonraki erken ..."
Eşten Organ Nakline İki Yıl Evlilik Şartı -- "Sağlık Bakanlığı, eşler arasında organ nakli için en az iki yıl ..."
Hasta Haklarınızı ve Sorumluluklarınızı Biliyor musunuz? -- "Hasta hakları, esas olarak insan hak ve değerlerinin sağlık ..."
Okula Başlamadan Okuma Öğrenmeli mi? -- "Okullarda her yıl daha da artan rekabet, sınavlar erken yaşta okumaya ..."
Türkiye'nin İlk Kadın Kariyer Sitesi -- "Ev ekonomisine katkıda bulunmak ve kendi ayakları üzerinde durmak ..."
Bakıcı Anne ile Çocuk Arasında Oluşan Duygusal Bağ

Duygusal gelişim, çevrenin etkilemeleri sonucu çocukta oluşan duygular, bu duygulardaki değişmeler ve gelişmelerle ilgilidir. Çocuğun duygularının durumu davranışlarını ve öğrenmesini de etkilemektedir.

Sağlıklı psikolojik gelişim esas olarak, duygusal ihtiyaçların doğru tanınması ve doyurulması ile sağlanır. Duygusal doyumun sağlanması güven, sevgi, anlaşılmak, yaşanılana katılmak ve paylaşım ile gerçekleşir.

Çocukta duygusal gelişimdeki bir geriliğin eğitimdeki olumsuz etkileri çok fazladır. Sağlıklı duygulanamayan, duygusal güç yitimine uğrayan, engellenme, gerilim ve zorlamayla karşı karşıya kalan öğrenci birtakım uyum mekanizmaları geliştirecek, gitgide ruh sağlığı bozulacak; böylece öğrencinin eğitimde hedeflenen amaçlara ulaşması zorlaşacaktır.

Sevgi olgusuna dayanan duygusal gelişim, anne-baba-çocuk etkileşiminden kaynaklanır. Çocuğun anne ve babası tarafından sevilmesi, sözel olarak desteklenmesi, korunması ve ilgi görmesi onun duygusal ihtiyaçlarını oluşturmaktadır. Bu ihtiyaçların karşılanmaması veya karşılanmasındaki aksaklıklar, dengesizlikler, duygusal örselenmelere neden olmaktadır. Duygusal örselenmeler önlenemediğinde ise çocukta istenmeyen süreğen kaygının oluşmasına zemin hazırlanmış olur.

Bakıcı Anne ile Çocuğun Duygusal Bağı

Bağlanma herkes için bir ihtiyaçtır ve bağlanma, insanların kendileri için önemli olan kişiler ile güçlü duygusal bağlar kurma eğilimidir. Duygusal bağ kurma eğilimi ve gereksinimi, yeni doğan bebeklerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için gereklidir.

Bebekler iki günlükken annelerinin suratlarını, birkaç gün sonra annelerinin seslerini ve kokularını yabancılardan ayırt edebilmektedir. Bebek doğumdan sonraki ilk iki ayda kendisiyle ilgilenen herkese aynı tepkiyi verir.

İkinci aydan itibaren 7. aya kadar kendisiyle ilgilenen herkese tepki verdiği gibi tanıdığı yüzleri ayırmaya başlar ve tanıdıklarıyla olan etkileşimler esnasında gülümser. Bu dönemde çocukların daha çok anneye, babaya veya birincil bakıcıya bağlandıkları görülmektedir. 7. aydan 9. aya kadar olan süreçte çocuk tek bir kişiye bağlılık geliştirir. Bu kişi genellikle annedir.

Anneden ayrılmak istemez ve buna ağlayarak tepki verir. Bu dönemde çocukta ayrılık endişesi gelişir. Bu sırada ayrılma kaygısı iyice gelişmekte ve genelde yabancı kaygısı ortaya çıkmaktadır. 9. aydan sonra ise çocuk anneden sonra kendisiyle ilgilenen başka kişilere de bağlılık geliştirmeye başlar.

Bebek, anne, baba, bakıcı veya büyük anne- baba gibi kişilere çoklu bağlanma göstermektedir. İki yaşına gelindiğinde çoğu çocuk, güçlü bağlanma göstermekte ama üç yaşından sonra bu bağın ortaya konulmasında bazı değişiklikler görülmektedir. Bakıcı anne eğer çocuğun doğumundan sonra onunla birlikte ise çocuk ona karşı da bağlılık geliştirecektir.

Bebeğin emme, izleme, gülme ve ağlama davranışları bağlandığı kişilerin tepkilerini korumak, aralarında bir bağ kurmak için doğuştan gelen davranışlardır. Bağlanma davranışı bebeğe hayati avantajlar sağlar ve onları anne babaya yakınlaştırarak tehlikelere karşı korunmasını sağlar. Bağlanma davranışlarını gülme, ağlama, görsel takip vb. davranışlardan oluşan organize davranış sistemi biçimlendirir. Bunlar tek bir amaca hizmet eder; bakıcı anne ile yakınlığın sürdürülmesi.

Ortalama hayatın ilk 4 ayı çocuklarda normal otistik dönem olarak kabul edilmektedir. Bu dönemde çocuk kendi bedeniyle ilgilidir. Bakıcının yeterince ilgilenmediği, sevgisini, ilgisini göstermediği, sürekli televizyon başında bırakılıp tek taraflı iletişimin olduğu durumlarda çocuğun bu dönemden çıkamayıp kalıcı otistik davranışlar kazanmasına neden olacaktır.

Böyle bir dönem yaşayan çocuk, dönen nesneleri izlemeyi tercih edecek, dil gelişimi yaşının altında olacak, tekrarlayan konuşmaları olacak ve bu devam edecek, hırçın, saldırgan olacak, sosyal iletişimde yetersizlik olacak, başka çocukların oyunlarına katılmakta zorlanacaktır.

Bakıcı anne ile çocuk arasında güvenli ve yeterli bir bağın oluşup oluşmadığını, ailenin çok iyi takip etmesi gerekmektedir. Anne, sadece çocuğu fiziksel açıdan yeterli kilo alıp almaması, giyimin uygun olup olmamasına göre değerlendirmemelidir. Çocuğun, bakıcı geleceği zamanki davranışlarını takip etmeli, bakıcı anne ile ilişkisi gözlenmeli, gün içinde yapılan etkinlikleri göstermesi bakıcıdan istenmelidir. Anne, bakıcının bilinçli olmasına, bu alanda eğitimli olmasına ve yaptığı işi sevmesine dikkat etmelidir.

Çocuğun bağlandığı kişi çocuğa yakınlık, sevgi ve ilgi gösteriyorsa, çocuğun ihtiyaçlarına duyarlı ise, çocuğun davranışlarına olumlu tepkiler veriyorsa ve bu davranışında tutarlı ise güvenli bağlanma gerçekleşir, güven ve sevgi hissi doğar ve çocuk oyun oynamayı seven, gülen, keşfedici ve sosyal bir birey haline gelir.

Bağlanmada, kişi çocuğa yakınlık göstermiyorsa, onunla ilgilenmiyorsa, ihtiyaçlarını yerine getirmiyorsa, tutarsız davranıyorsa çocuk ya korku-kaygı hisseder ki çocukta görsel kontrol, bağı tekrar kurma çabası, ağlama, çağırma, bağı tekrar kurmak için sıkı sıkı sarılma gibi davranışlara yol açar. Ya da savunma hissidir ki bunu benimseyen çocuk yakınlığın sürdürülmesinden ve bağ kurmaktan kaçınma davranışları sergiler.

Güven Duygusu

Özellikle 0-1 yaşları arasında anne/bakıcı anne; çocuk ağlayınca onunla ilgilenir, beslenmesini sağlar, altı kirlenince temizler, çocuğu sever ve ona ilgi gösterirse, çocuk annenin her ihtiyacı olduğunda yanında olacağını anlar, annesine güvenir, annesine güvenen çocuk kendisine ve başkalarına da güven duymaya başlar.

Bu dönemde ihtiyaçları karşılanmamış çocukta, temel güven duygusunun tam zıttı olarak güvensizlik oluşur. Bu güvensizlik önce anneye sonra başkalarına ve kendine güvenmeme şeklinde olur. Çocuğun temel güven duygusunu kazanmasında etkili olan sadece anne değil onun bakımıyla yükümlü bakıcı anne de olabilir.

Anne veya bakıcı annenin çocuğun ihtiyaçlarına duyarlı olması ve ihtiyaçlarını gidermesi gerekmektedir.

Çocuk bağımsızlık ve kendisine güvenme yolundaki gelişirken annesini veya bakıcı anneyi ya kabul edici ya da yoksun bırakıcı bir model olarak benimser ve bu modeli kendi benliğinde (egosunda) taklit ederek yeniden yaratır. Bu da çocuğun temel güven duygusunun karşıtı olarak güvensizlik oluşturmasına neden olur.

İhtiyaç ve isteklerini ne ölçüde anlar ve doyum sağlayabilirse yetişmekte olan yeni bireyin de hoşgörü kazanma ihtimali o ölçüde artar. Fakat ana-babanın çocuğun doyumlarını geciktirmesi, yadsıması ve yok sayması, çocuğun içinde bir çatışma başlatır. Bu tür çatışmalar da genç ve yetişkin hayatındaki nevrotik yapıya zemin oluşturur.

Doğumdan sonraki ilk bir ayda bebek, kendi bedeninin farkındadır ve bebeğin ilgisi kendi bedeninden gelen uyaranlara dönüktür. Bebeğin annesini ya da bakıcı anneyi fark etmesi ve ilgisini ona yöneltmesi ikinci ayda başlar. Ama annesinin ve kendisinin farklı varlıklar olduğunun farkında değildir. Bu döneme de sembiyotik dönem adı verilmektedir. Annesini kendisinin dışında bir varlık olarak değil; kendisini bir parçası olarak algılar. Bunun doğal sonucu olarak, annesiyle yaşadığı etkileşimlerin beyninde oluşan izleri, öz ve anne imgeleri olarak ayrıştırılamaz. Bu dönemde oluşan etkileşimler, anne ve çocukta oluşan sembiyotik birimin doygunluk ve haz dolu ya da yoksunluk, acı ve öfke dolu yaşantıları olarak bebeğin beyninde iz bırakır.

Bebek 5. aydan sonra dış dünyayı "gören" gözlerle incelemeye başlar ve yavaş yavaş kendisi ve annesinin ayrı bedenler, ayrı varlıklar olduğunu algılamaya yönelir. Bu yöneliş ayrılma, bireyleşme sürecinin başlangıç aşamasını oluşturur.

Bu süreç boyunca çocuğun beyni, öz imgelerini anne imgelerinden giderek daha iyi ayırmaya başlar. Ayrılma birleşme süreci üç yaşına doğru büyük oranda tamamlanırsa da, bir anlamda yaşam boyu sürer. Bu sürecin belli başlı sonucu, çocuğun özel olarak annesinden, genel olarak başkalarından ayrı bir birey olduğu gerçeğini ruhunun derinliklerinde bilmeye ve bu gerçeği kabullenmeye başlamasıdır.

Çocuğun Duygularını Tanıma

Çocuk gelişim süreci içinde, farklı durum ve ortamlarda farklı tepkiler verir. Duyguların ifadesi genetik yapıya bağlı olabilecekken çevresel faktörlerle de yakından alakalıdır. Çocuğun mutluğunu, öfkesini, heyecanını, şaşkınlığını ifade etmesinde modellerde önemlidir. Bazı çocukların anne baba ya da yakın çevresindeki kişiler, nasıl duygularını ifade ediyorlarsa çocuk da aynı yolu kullanmayı öğrenmektedir.

Önemli olan çocuğun duygularını nasıl ifade ettiğini öğrenmektir. Bazı çocuklar duygularını istenmedik şekilde ortaya koyabilmektedirler. Sinirlenince arkadaşlarına zarar veren çocuklar olabildiği gibi şaşırınca donup kalan çocuklarda bulunmaktadır.

Duyguları bastırmak, çocuklarda duygusal davranışsal bozukluklara neden olabilmektedir. Gördüğü bir rüyadan korkan bir çocuk bunu bazen ifade edebilirken bazen de rüyanın etkisinde kalarak evden dışarı çıkmak ve yalnız kalmak istemez, nesi olduğu sorulunca hiçbir şey söylemez ya da mazeretler bulabilirler. Bu durumda çocuğu rahatlatmak önemlidir. Önemsenen çocuğun duyguları da önemsenmektedir.

loading...
loading...

Çocuklar İçin

Çocuklarda Fazla Kiloya Dikkat

Obezite vücutta artmış yağ kitlesini ifade eder.

+ Devamı

Kardeşler Neden Anlaşamıyor?

Evinizin neşe kaynağı çocuğunuzu bir kardeş vermek

+ Devamı

Çocuklarla Empati Odaklı İletişim Kurma

Ebeveynler çocukların dünyasında en önemli

+ Devamı

Küçük Çocuklarda Anneden Ayrılma

Anneleri tuvalete girdiğinde bile kapının önünde durup

+ Devamı

Hafta Hafta Gebelik

loading...

Bebek İsimleri ve Anlamları

A B C Ç D E F
G H I İ J K L
M N O Ö P R S
Ş T U V V Y Z

mobil veri kurtarma

anne olmaya hazirmisiniz 1

loading...
Template Settings
Select color sample for all parameters
Red Green Olive Sienna Teal Dark_blue
Background Color
Text Color
Select menu
Google Font
Body Font-size
Body Font-family
Direction
Scroll to top