Haberler :
"İçerdeki Çocuklara" Anaokulu -- "Anneleri cezaevinde olduğu için, parmaklıklar arasında yaşamak ..."
Anaokulu Döneminde Konuşma Yeteneği -- "Ana kucağından ilk defa ayrılmak, yeni ve bilmediği bir ortama uyum ..."
Anne, Baba ve Çocuklar Akıllı Telefon ve Tablet Uygulamasında Buluşuyor -- "Android ve iOS işletim sistemli akıllı telefon ve tablet ..."
Anneler Gününün Tarihçesi -- "Anneler günü, bizleri dokuz ay karnında taşıyan ve belki de ölene ..."
Devletten Yeni Kürtaj Kararı! -- "Tür­ki­ye­’de ya­sak­la­nıp ..."
Dikkat! Bebeğiniz Beyin Felci Olmasın -- "Beyin felci; anne karnında, doğumda veya doğumdan sonraki erken ..."
Eşten Organ Nakline İki Yıl Evlilik Şartı -- "Sağlık Bakanlığı, eşler arasında organ nakli için en az iki yıl ..."
Hasta Haklarınızı ve Sorumluluklarınızı Biliyor musunuz? -- "Hasta hakları, esas olarak insan hak ve değerlerinin sağlık ..."
Okula Başlamadan Okuma Öğrenmeli mi? -- "Okullarda her yıl daha da artan rekabet, sınavlar erken yaşta okumaya ..."
Türkiye'nin İlk Kadın Kariyer Sitesi -- "Ev ekonomisine katkıda bulunmak ve kendi ayakları üzerinde durmak ..."
Cinsel Kimlik

Her insan için yaşam, içi sayamadığımız kadar çok genetik şifreyle dolu milyonlarca spermden yalnızca birinin, yine genetik şifrelerle dolu bir yumurta ile kaynaşmasıyla başlar. Bu ilk kaynaşma anı döllenme olarak tanımlanır.

Döllenmeden itibaren, hangi cinsiyete ait bir bireyin oluşacağı bellidir. Yumurtada ise tek tip, X cinsiyet kromozomu vardır. Döllenmede sperm cinsiyet kromozomu olarak bir X kromozomu taşıyorsa, döllenen yumurtadan gelen X değeri taşıyan kromozomla birlikte XX, yani bir dişi; Y kromozomu taşıyorsa XY, yani bir erkek birey oluşacaktır. Döllenmiş yumurta uygun bir ortam bularak anne rahmine yerleştiği takdirde minik bir insan yavrusu gelişmeye başlar.

Büyüme ve gelişme genellikle bir bütün olarak değerlendirilse de aslında organ sistemlerimizin bu süreçteki ritm ve işlevleri hem değişkendir, hem de birbirinden farklıdır. Pek çok kişi, cinsel gelişimin sadece cinsel organların gelişimi anlamına geldiğini düşünür, böyle bir düşünce ile cinsel gelişimin buluğ çağında başladığına ve yetişkinlikteki olgunlaşmayla birlikte sona erdiğine inanır. Oysa daha ilk oluşum anımızda biyolojik cinsiyetimizin belirlenmesiyle başlayan cinsel gelişim ve olgunlaşmamız tüm yaşamımız boyunca devam eder.

Cinsel gelişmenin bedensel, toplumsal, duygusal ve zihinsel yönleri vardır. Bedensel boyut, üreme organlarının büyüme ve gelişmesi, koltuk altı ve cinsel bölge kıllanması, erkeklerde ses kalınlaşması, kızlarda göğüslerin, erkeklerde cinsel organların büyümesi gibi niteliklerin oluşması ve diğer bedensel değişikliklerle belirginleşir. Toplumsal boyut kız ve erkek çocukların, kadın ve erkek olarak nasıl davranacaklarına, rollerini nasıl belirleyeceklerine ilişkin deneyimleri kapsar. Toplumun kültürel beklentileri, rolleri belirler.

Duygusal boyut kişinin kendi bedenini nasıl hissettiğini, cinsel kişiliğine ilişkin duygularını, kadın-erkek arasında çekicilik ve bağlılık duygularını içermektedir. Cinsel gelişimin zihinsel yönü ise, bu sürece ilişkin bilgilerin kazanılmasıyla tamamlanır. Beden yapısı, cinsiyet farkları, kültürel çerçeve içinde cinsel rollerin öğrenilmesi cinsel gelişimin zihinsel boyutunu oluşturur.

Cinsel Kimlik

Cinsel kimlik (sexual identity) kişinin biyolojik olarak cinsel özelliklerini yansıtır. Bunlar kromozomlar, cinsel hormonlar, dış ve iç cinsel organlar, üreme hücrelerinin geliştiği dokular ve ikincil cinsiyet özellikleridir. Normal gelişimde bu özellikler hiç bir kuşkuya yer vermeyecek biçimde kişinin kadın ya da erkek olarak cinsiyetinin söylenebilmesini sağlar. Ancak az rastlansa da bazen bir insanın bedeninde genellikle tam olarak gelişmemiş olsa da her iki cinse ait cinsel organlar bulunabilir Bu durumda dış görünümden çok hormonların etkisi cinsel kimliği belirlemede etkindir.

Toplumsal cinsiyet (gender identity) ise kişinin kendini kadın ya da erkek olarak algılamasıdır. Daha iki-üç yaşlarında herkesin kendi hakkında "Ben kadınım" ya da "Ben erkeğim" biçiminde bir görüşü vardır. Bazı bilim adamlarına göre toplumsal cinsiyet, kadınlık ya da erkekliğe ilişkin davranışın psikolojik yönüdür. Bu toplumsal bir görüngüdür ve kişinin yaşamında önemli rolü olan insanların etkisiyle kazanılır.

Cinsiyet rolü (gender role) toplumsal cinsiyetin bir parçasıdır ve "Kişinin kendisini bir oğlan çocuk/erkek veya kız çocuk/kadın konumunda göstermek için yaptığı ve söylediği şeylerin tümü" olarak tanımlanmaktadır.

Cinsel yönelim (sexual orientation) ise kişinin cinsel dürtülerinin neye yönlendiğini belirler. Heteroseksüellik karşı cinse, homoseksüellik aynı cinse ve biseksüellik her iki cinse birden cinsel ilgi duymadır.

Bebekler zaten beden yapıları, cinsel iç salgı bezleri ve hormonları ile kendi cinslerine özgü bir biçimde donanmışlardır. Bu biyolojik alt yapıya uygun özellikler çevreden de desteklendiği sürece kız ya da erkek kimliği çocuk tarafından benimsenecektir. Günümüzde, bebek daha anne karnındayken cinsiyeti belirlenebilmekte ve bu andan itibaren ailenin bebekle ilgili hazırlıkları ve beklentileri bebeğin cinsiyetine göre şekillenmektedir. Genellikle aileler çocuklarına cinsiyetlerine uygun davranmaya özen göstermektedirler.

Aileler, bebek doğduğu günden itibaren, isim seçmek, kızlara daha süslü giysiler giydirmek, saçlarını uzatmak ya da süslemek, erkeklerin saçlarını kısa kesmek, farklı oyuncaklar almak (kızlara bebek, ev eşyaları - erkeklere araba, tabanca vb), farklı rollere ilişkin beklentileri ifade etmek ("Kızlar uslu olur", "Erkekler cesur olur" gibi) ve bu beklentilerine uygun davranışları pekiştirmek, tersi davranışları görmezden gelmek, ayıplamak, kınamak hatta cezalandırmak yoluyla cinsel kimliğin oluşmasına yardımcı olurlar.

Farklı bir açıdan bakıldığında aslında bu tür yakıştırma ve öğretmelerin kısıtlayıcı bir nitelik de taşıdığı görülebilir. Örneğin neden kızlar da erkekler gibi cesur ve atılgan olmasın ya da neden bir erkek çocuk da mutfak eşyaları gibi oyuncaklarla oynamasın? Sonuçta, kadınların iş yaşamına atılmakla kalmayıp, kadın meslekleri olarak bilinen hemşirelik, sekreterlik gibi alanların ötesinde, askerlik, vinç operatörlüğü, ağır vasıta şoförlüğü gibi güç isteyen veya üst düzey yöneticilik, bilimsel çalışma gibi kariyer gerektiren işlerde erkeklerle omuz omuza çalışmaları yalnız toplumu değil aile içindeki görev dağılımını da olumlu ve eşitçi bir yönde etkilemiştir.

Bu eşitlik genel olarak kadın veya erkek olmaktan önce insan olmanın, cinslere atfedilen birçok farklı özelliğin yanında pek çok ortak yan bulunduğunun daha iyi görülebilmesini ve benimsenmesini sağlamıştır. Yine bu eşitlik bir insan olarak sahip olunan potansiyel ve kapasitenin, dar kalıplara bağlı kalmadan özgürce geliştirilebilmesinin ön koşulu olmuştur.

Cinsel kimlik kazanımındaki diğer önemli bir etken de özdeşim kurmadır. Çocuk, erkek veya kız davranışlarını anne ya da babasına özendiği, onlara benzemek istediği için benimser. Bu bilinçli öykünmeden çok daha derine inen psikolojik bir olaydır. Çocuk oturuşundan duruşuna, konuşmasından giyinişine değin, anne ve babasının birçok özelliğini bilinçsiz olarak yineler, kendi kişiliği içinde yoğurur. Kız çocukla annesi, erkek çocukla babası arasındaki ilişki ne kadar yakın ve olumlu ise özdeşim de o denli kolay oluşur. Ayrıca kız kendisini babasına sevdirmek için annesine benzemeye çalışır. Aynı biçimde erkek çocuk da babasına benzemeye uğraşarak annesinin beğenisini kazanmaya çalışacaktır.

Küçük çocuk çevresindeki ağabey, abla, teyze, amca gibi örneklerden de etkilenir. Çocuklar oyunlarda aynı cinsten arkadaşlarının olumlu ya da olumsuz özelliklerini de benimserler. Kendi cinsel kişiliklerini onlarla karşılaştırırlar, erkek ve kız olarak yarışırlar. Evde kazanılan cinsel kimlikler çevrede pekişerek olgunlaşır. Daha anne karnındayken belirginleşmiş olan biyolojik cinsel kimliğin aksine toplumsal cinsel kimlik, asıl olarak iki-üç yaşlarında belirlenmekle birlikte yaşam boyu gelişmeye ve olgunlaşmaya devam eder. Özellikle ergenlik döneminde toplumsal cinsel kimlik derinlik kazanır, sağlamlasın

Cinsel kimliği oluşturan öğelerden biri de cinsel yönelimdir. Günümüzde, toplumumuzda ve diğer pek çok toplumda en yaygın kabul gören ve gerçekleşen cinsel yönelim şekli bireylerin karşı cinse yönelmeleridir (heteroseksüel). Ancak kendi cinsine (homoseksüel, eşcinsel) ya da her iki cinse birden (biseksüel) ilgi duyan bireyler de vardır. Eşcinsel ya da biseksüel yönelimli in-sanlara çeşitli toplumlarda farklı tepkiler ve yaklaşımlar sergilenmektedir. Kimi toplumlarda bu durum sıradan kabul edilirken kimi toplumlarda da ayıp, günah hatta suç sayılarak cezalandırılmaktadır. Ancak, cinsel yönelimleri dışında diğer insanlardan hiç bir farkı olmayan bireylere bilerek ya da bilmeden ayrımcılık ya da baskı uygulamak yanlıştır.

Her toplum, bireylerine bazı roller biçer. Aslında toplum yaşamında bireye yol göstericilik etmesi beklenen bu roller, her zaman bireyin düşünce, duygu ve beklentilerine uygun olmayabilir. Kişi gerektiği yerde bu rollerden güç almayı, gerektiği yerde ise bunları aşmayı becerebilirse, bunların ötesinde bir insan olarak var olabilir.

Çocukluk Çağı

Cinsellik yaşamın doğal ve sağlıklı bir parçasıdır. Her insan, kendi biyolojik, psikolojik, toplumsal, kişisel özelliklerine göre, cinsel gelişim sürecinde bulunduğu aşamaya göre ve içinde bulunduğu toplumun kültürel, ahlaksal, hatta dinsel etkisine göre, cinsel yaşantısını sürdürür. Daha anne karnındayken bebeklerin parmak emme ile zevk duygusunu keşfettikleri ve dış uyaranlara tepki gösterebildikleri, erkek bebeklerde penis sertleşmesinin görülebildiği, doğumdan itibaren ise kız bebeklerin vajinal ıslanma ile fizyolojik refleks düzeyinde bir cinsel kapasitelerinin olduğu bilinmektedir. Ancak bu fizyolojik kapasite, erişkin cinselliğinin farkında olma özelliğinden yoksundur ve bu nedenle de erişkinlerdeki beklenti ve doyum düzeylerine ulaşmaktan uzaktır.

Bebekler daha yaşamlarının ilk yılında, olasılıkla yıkanma veya alt değiştirme sırasında tesadüfen keşfettikleri zevk duygusunu tekrarlayabilmek için cinsel organlarıyla oynayabilirler, hatta mastürbasyon yapabilirler. Ancak mastürbasyon için bilinen yaşlar genellikle üç yaş civarıdır. Beş yaşlarında pek çok çocuk orgazm olabilecek düzeyde mastürbasyon yapabilecek kapasitede olsa da gerek fantazi içeriğinin, gerekse konsantrasyon yeteneğinin yetersizliği yüzünden bu yaşlarda erişkinlerle karşılaştırılabilecek düzeyde bir orgazm yakalanamaz.

Çocuklar genellikle iki yaşlarından itibaren cinsiyet farklarıyla ilgili sorular sormaya başlarlar, bunları doğumla ilgili olanlar izler. Çocuklar aynı soruları tekrar tekrar sorabilirler. Çocuğun aynı yanıtı üç yaşında algılayışı ile beş yaşındaki algılayışı arasında fark olacaktır. İki yaşından sonra çocuklar kız-erkek ayrılığını sezmeye başlarlar. Bu onların hem kendi hem de çevresindekilerin vücutlarını incelemek istemelerine yol açar. Bu son derece doğal ve sağlıklı bir meraktır. Aslında merak insanı geliştiren bir duygudur ve sağlıksız merak yoktur. Ancak merakın sağlıksız doyumu vardır. Kınanan merak saplantı durumuna gelir.

Bu çağlarda doktorculuk ve evcilik gibi oyunlar çocukların en sık başvurdukları oyunlardandır. Oyunlarda defalarca soyunup giyinmekten veya bebeklerinin giysilerini giydirip çıkarmaktan bıkmazlar. Bazen çocuklar meraklarını gidermek için daha doğrudan yollara başvururlar; bir kızın eteklerini kaldırıp bakmak ya da bir oğlanın pantalonunu indirmek gibi. Böyle bir durumda uzmanlar, çocuğa "Kızların/oğlanların nasıl olduğunu merak ediyorsun değil mi? Ama arkadaşına böyle davranmak yerine bana sorsaydın sana anlatırdım." dedikten sonra açıklama yapma ve peşinden de kesin bir dille herkesin vücudunun özel olduğunu belirtmenin, başka soruları olursa sorarak öğrenebileceğini söylemenin en doğrusu olduğunu savunmaktalar. İçeriği her ne olursa olsun çocukların soruları yanıtsız bırakılmamalı, ayıplanmamalı ve yaşlarına uygun açıklamalar yapılmalıdır.

Bu dönemde çocuğa doğru yaklaşımla uygun yanıtlar vermek, çocuğun ileriki yıllarda da başvurabileceği bir diyalogun temelini oluşturacağından çok önemlidir. Çocuklar genellikle yanıtlarını duymaya hazır olmadıkları soruları sormazlar ve böyle soruların yanıtlarına ilgi göstermezler. Örneğin kendisini çıplak gördüğü bir erkek çocukla karşılaştırarak neden pipisinin olmadığı ya da büyüyünce pipisinin çıkıp çıkmayacağını soran bir kız çocuğuna tüm kadın anatomisini anlatmak yerine, bunun bir eksiklik veya geçici durum olmadığını, kızların tüm organlarının bedenin içinde dünyaya geldiğini ve bu durumlarıyla tam ve eksiksiz olduklarını, bunun kızlarla erkekler arasındaki bir fark olduğunu basit bir dille anlatmak daha doğru olacaktır.

Aynı biçimde bir kız çocuğunu gören erkek çocuk kendi pipisinin de zamanla ya da sünnetten sonra böyle yok olup olmayacağını sorabilir. Burada da erkek çocuğun bu kaygısını gidermek pipisinin elleri ayakları gibi kalıcı bir organ olduğu, sünnet edilirken ise sadece organın üzerindeki fazla derinin alınacağı gibi bir açıklama yapmak yeterli olacaktır.

Daha yuva çocukluğu döneminde bir çocuğun karşı cinsten bir başka çocuğa romantik hisler ya da diğer arkadaşlarından farklı bir yakınlık duyması sık görülebilen bir durumdur. Bu bazen tek taraflı bazen de karşılıklı olabilir. Oyunlarda eşleşmek, yemeklerde yan yana oturmaya özen göstermek, elele tutuşup gezinmek hatta birlikte erişkinlere öykünerek aşk ya da evlilik hayalleri kurmak gibi davranışlar görülebilir. Bu konuda yetişkin kişilerin anılarına başvurularak yapılan bir çalışma bu yaş çocuklarının bir başka kişiye erotik yaklaşımları olabileceğini, seksüel duygu ve zevkleri, hem kendilerine hem de karşı cinse yönelik olarak yaşayabildiklerini ortaya koymuştur.

Bu dönemde çocuklar genellikle anlamlarını bilmedikleri halde diğer insanlar üzerinde etkilerini görerek öğrenmiş oldukları küfürleri kullanmayı da önemli bir beceri sayarlar. Küfür etmek bir çeşit saldırganlıktır. Küfür, edilen bireyi kırıp, yaralayacağı gibi kışkırtıcı bir etkisi de vardır. Bu nedenle küfür, çözüm olmaktan çok, çözümü zorlaştırır, kişiyi haklıyken haksız düşürebilir, başına dert açabilir. Çocukların küfürlü konuşmalarına engel olmak için sadece ayıplamak yeterli değildir. Onların bu olumsuzlukları kavramalarını sağlanmaya çalışmak gerekir.

Okula başlamayla birlikte, cinsel ilgi ve merakın azaldığının genel olarak kabul edilmesine rağmen, yakın zamanda yapılan bazı araştırmalar çocuğun cinsel ilgi ve merakı ile cinsel gelişiminin kesintisiz olarak devam ettiğini, buluğ çağının başlangıcıyla birlikte daha da belirginleştiğini ortaya koymaktadır.

Belki de klasik bilgi ile bugünkü bulgular arasındaki çelişki toplum yaşamındaki değişikliklerden kaynaklanmaktadır. Bugün çocuklar diğer tüm toplum bireyleri gibi basın, televizyon, müzik, sinema, video, küpler, sanatın diğer dalları ve özellikle de reklamlar sayesinde dışarıdan sürekli ve yoğun bir cinsellik etkisiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu etkiler ergen ve erişkinlerin davranışlarını da değiştirmektedir. Ayrıca bütün dünyada değişen beslenme ve çevre koşullarının etkisiyle erinliğe bağlı biyolojik değişikliklerin eskisine göre daha erken başladığı bilinmektedir. Bütün bunların sonucunda cinsel ilginin azaldığı veya kaybolduğu bir "latent dönem"in varlığı olanaksız hale gelmektedir. Yine de okul çocukluğu döneminde çocukların daha çok kendi cinsinden çocuklarla arkadaş grupları oluşturdukları, kız ve erkek oyunlarının iyice farklılaştığı görülmektedir.

Ergenliğe yaklaşırken unutulmaması gereken birşey daha vardır. Kızları ilk adet, erkek çocukları ise gece boşalmaları (şeytan aldatması, ıslak rüyalar) konusunda bilgilendirmek. Eğer bir çocuk bunların ne olduğunu bilmezse karmaşık duygular içine girecek, şaşkınlık, utanma, korku, suçluluk duyacak hatta belki de hastalandığını zannedebilecektir. Oysa bunlar her kadın ve erkeğin yaşadığı fizyolojik gelişmenin bir parçası olan doğal ama özel anlardır.

Ergenlik Çağı

Ergenlik çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Bu dönemde oluşan değişiklikler sonucunda insan bedeni üreme yeteneği kazanır. Ergenlik değişimlerinim zamanı bireysel olarak farklılıklar gösterir. Dünya Sağlık Örgütü 10-19 yaşlarını erişkin bedenine sahip olmak için geçen süre, ergenlik dönemi olarak kabul etmektedir. Toplumlarda farklı koşullar nedeniyle duygusal olarak erişkin rolüne bürünme genellikle 15-24 yaşlarında olur ve bu yaş grubu genç olarak tanımlanır. Gençlik, ergenler ve gençleri kapsayan daha geniş bir kavramdır.

Ergenliğin başlamasını sağlayan şey cinsiyet hormonlarının salgılanmasıdır. Bedenin tüm işlevleri gibi hormonların salgılanması da beyin tarafından yönetilir. Beyinin özel bölgelerinden gelen kimyasal aracılar hormonlardır. Hormonlar beyinin farklı alanları ile organlar arasında bir dizi etki tepki eylemiyle bedenin yapısı ve işlevinde değişiklikler yaparak yaşamın sürmesini sağlarlar. Ergenlik döneminde beyinden üreme organlarına ulaşan hormonlar kız ve er¬keklerde aynıdır. Ancak üreme organlarından salınan ve her iki cinse de ayrı özellikler veren, ayrıca farklı üreme hücrelerini geliştiren cinsiyet hormonları farklıdır. Erkeklerde testosteron, kızlarda ise östrojen cinsiyet hormonlarıdır.

Kızlarda gebeliğin oluşması ve sürdürülmesinde rolü olan bir de progesteron isimli başka bir hormon bulunmaktadır. Kızlarda ilk adet (menarş), erkeklerde ise ilk cinsel boşalma bu dönemdeki hormonlara bağlı olan gelişmenin en belirleyici eylemleridir.

Ergenlikte biyolojik, psikolojik ve toplumsal olarak hızla gelişen süreçlerle bir yandan vücut erişkin boyutlarına ulaşmaya çalışırken diğer yandan bedende cinsiyete özel değişiklikler oluşur. Bu dönemde fiziksel değişiklikler kadar belirgin ve kolayca gözlenebilir türden olmasa bile, düşünce, davranış ve toplumsal ilişkilerde de köklü değişiklikler yaşanır. Birey toplumsal açıdan genç erişkinlik rolüne de bu yıllarda hazırlanır. Kısaca her alanda iç ve dış çatışmalar, değişim ve uyum çabaları ergenlik çağına damgasını vurur. Ancak, kırsal yörelerde, eğitime ayrılan yılların göreceli olarak kısa olması, bireylerin evlenerek ya da kendi yaşamlarını kazanarak erişkin konumuna daha erken geçmeleri, toplumsal rollerin daha belirgin olması gibi nedenlerle kentlere göre ergenlik hem daha kısa sürer, hem de daha hafif atlatılır.

Birden bire artan cinsel hormonların da etkisiyle bu dönemde cinsel içgüdüler ağırlık kazanır. Ergenliğin ilk yıllarında ergen, cinselliğini mastürbasyon yaparak yaşayabilir. Cinsel etkinlik bireyin kendi dünyasını aşarak başkalarıyla da ilgili bir nitelik kazanır. Birine hayranlıkla tutulma, müzik, film ya da spor yıldızlarını idealize etme, kahramanlara tapma hemen hemen herkesin başından geçebilecek deneyimlerdendir. Genç ergen hala ailesine bağlıdır. Ergenlik çağının ortalarında değişik cinsel rollerle cinsel davranış ve deneyimler sık yaşanır. Mastürbasyon yine her iki cinste de görülür. Karşı cinsten, aynı yaştan ya da daha yaşlı, genellikle ulaşılmaz birine platonik aşkla tutulma sıklıkla yaşanabilir. Anne-babayı reddetme ve aileyle çatışma belirginleşir. Bu dönemde bazen bireyler kendi cinslerinden kişilerle geçici deneyimler yaşayabilirler. Bu eşcinsellikle karıştırılmaması gereken farklı bir durumdur. Karşı cinsten biriyle ilk yakınlaşma, ilk çıkma veya flört, hatta ilk aşk daha sonra görülebileceği gibi sıklıkla bu dönemde yaşanabilir.

Ergenin bu dönemdeki en belirgin gereksinimlerinden biri de, uygun kaynaklardan, doğru cinsel bilgiler edinmektir. Bazen yalan yanlış edinilmiş bir bilgi bireyi, etkisini kısa ya da uzun zaman sürdürebilecek olumsuzluklara yöneltebilir. Yapılan araştırmalar erkeklerin, bu konuda kızlara göre daha az bilgili olduğunu, hele karşı cins hakkında çok daha az şey bildiklerini göstermektedir. En uygun ve sağlıklı bilgi kaynakları bazen bireyin kendi aile ya da çevresinden güvenilir bir büyüğü olabileceği gibi, çoğu zaman konuyla ilgili bilimsel kitaplar ve sağlık ya da cinsel sağlık ansiklopedileri gibi yayınlar, bu konuda rehberlik ve danışmanlık hizmeti veren kurumlarda çalışan uzmanlar ve sağlık personelleri olabilir.

Ergenlik döneminin sonlarına doğru kişi bireyselleşmesini tamamlamış, ken¬di anne-babasından ve diğer yetişkinlerden duygusal anlamda bağımsızlaş-mıştır. Her iki cinsten yaşıtlarıyla yeni ve daha olgun ilişkiler kurmaya hazır¬dır. Cinselliğe daha ciddiyetle yaklaşır ve gizlilik arar; kafasında evliliğe ha-zırlık ya da meslek seçimi ile ilgili düşünceler belirginleşmeye başlamıştır.

Erişkinlik Dönemi

Erişkinlik, insan yaşamının en uzun süren aşamasıdır ve "kişinin tam olgun ve gelişmiş olduğu durum, kendini gerçekleştirme potansiyelinin en yüksek olduğu devre" olarak tanımlanır. Her insanda farklı olmakla birlikte erişkin¬lik, genç ya da erken erişkinlik (yirmi, kırk yaş arası), orta erişkinlik (orta yaş, kırk ile altmışbeş yaş arası) ve geç erişkinlik (yaşlılık, altmışbeşyaş üstü) ol¬mak üzere üç döneme ayrılır. Özellikle genç ve orta erişkinlik dönemlerinde evlilik, çocuk sahibi olmak, çalışılacak mesleği belirlemek gibi önemli ve be¬lirleyici değişiklikler yaşanır.

Yirmili yaşlar yeni iş ve meslek olanaklarının, evlilik veya alternatif ilişkilerin arandığı, birçok önemli konuda kararların alındığı yaşlardır. Bu yaşlar cinsel yaşantının en aktif ve renkli olduğu, özellikle çocuk sahibi olmanın en uygun olduğu yaşlardır.

Orta yaşta fizyolojik cinsel tepkilerde bazı değişiklikler olsa da kadın ve erkek¬lerin çoğu aktif cinsel yaşamlarını sağlıklı biçimde sürdürürler. Orta yaşların¬da cinsel yönden aktif olan insanların, yaşlanmayla cinselliklerinde görülen azalma diğerlerine göre daha yavaştır.

Yaşlı insanlar da cinsel yaşamlarını sürdürebilirler. Ileriki yaşlarda cinselliğin yaşanması önündeki engeller özellikle kadınlar için bedensel olmaktan çok psiko sosyal kaynaklıdır. Eşin kaybı, yeni ilişkilere başlamada güçlük çekme ya da uygun bir eş bulamama sayılabilecek nedenler arasındadır.

Cinsellik, yaşamın doğal, sağlıklı ve ayrılmaz bir parçasıdır. Cinselliğin be¬densel, psikolojik, toplumsal, ahlaksal ve dinsel boyutları vardır. Kadın ve er¬kekler yaşamı renklendiren daha keyifli ve eğlenceli hale getiren cinselliği tüm yaşamları boyunca sürdürürler. Cinsellik karşılıklı doğruluk, açıklık ve saygı temeline oturmalıdır. Bireyler birbirlerine karşı bilinçli ve sorumlu dav¬ranmalı, herkesin bir gizliliğinin ve değerinin olduğunu akıllarından çıkarmamalıdırlar.

Bireyler sonuçlarına hazır olmadıkları eylemlerde bulunduklarında zarar görebilirler. Cinsellik ilk önce, insanın kendisini tanımasıyla başlar, ancak kendisini seven, sayan ve güvenen bir insan karşısındakine de bu olumlu duygularla yönelebilir

Cinsel Kimlik Gelişimi Konusunda Sık Görülen Yanlış Bilgiler Ve İnanışlar

■ Eşcinsel insanlar görünüşlerine bakılarak saptanabilir.

■ Kendi cinsinden bir arkadaşının cinsel organlarına dokunan çocuk eşcinsel davranış gösteriyor demektir.

■ Erkek ve kadınlar ya tam heteroseksüel ya da tam eşcinseldir.

■ Eşcinseller diğer insanlardan daha yaratıcıdır.

■ Sık mastürbasyon yapmak cinsel gücün azalmasına yol açar.

■ Mastürbasyon sivilceye, deliliğe, vereme, iktidarsızlığa, eşcinselliğe, gözler etrafında mor halkalara, ellerin kıllanmasına, saç dökülmesine, penisin küçülmesine neden olur.

■ Sadece erkekler mastürbasyon yapar.

■ Sadece gençler ve bekarlar mastürbasyon yaparlar.

■ Küçük çocuklara bebeklerin nasıl dünyaya geldiklerini anlatmak gereksizdir. Çünkü anlamazlar.

Cinsel Kimlik Gelişimi Konusunda Geliştirilmesi Gereken Temel Değerler

■ Cinsellik yaşamın doğal ve sağlıklı bir parçasıdır.

■ Tüm insanlar cinseldir.

■ Cinselliğin bedensel, etik, psikolojik, toplumsal ve duygusal boyutları vardır.

■ Bireyler cinselliklerini farklı biçimlerde ifade edebilirler.

■ Herkesin sorumlu cinsel seçimler yapma hakkı vardır.

■ Çocukların cinsellikle ilgili konuları anne-babalarıyla veya güvendikleri kimselerle konuşmaları hem bireylere hem de topluma yarar sağlar.

■ Gençlerin cinsel olgunluğa ulaşmaları sürecinde cinselliklerini farklı biçimlerde araştırmaları doğaldır.

loading...
loading...

Çocuklar İçin

Çocuklarda Fazla Kiloya Dikkat

Obezite vücutta artmış yağ kitlesini ifade eder.

+ Devamı

Kardeşler Neden Anlaşamıyor?

Evinizin neşe kaynağı çocuğunuzu bir kardeş vermek

+ Devamı

Çocuklarla Empati Odaklı İletişim Kurma

Ebeveynler çocukların dünyasında en önemli

+ Devamı

Küçük Çocuklarda Anneden Ayrılma

Anneleri tuvalete girdiğinde bile kapının önünde durup

+ Devamı

Hafta Hafta Gebelik

loading...

Bebek İsimleri ve Anlamları

A B C Ç D E F
G H I İ J K L
M N O Ö P R S
Ş T U V V Y Z

mobil veri kurtarma

anne olmaya hazirmisiniz 1

loading...

ünlülerin güzellik sırları

tüp bebek uygulamaları

En meşhur diyetler

Template Settings
Select color sample for all parameters
Red Green Olive Sienna Teal Dark_blue
Background Color
Text Color
Select menu
Google Font
Body Font-size
Body Font-family
Direction
Scroll to top